BAŞ MAKALE

Türkiye’de Esnekliğin Gücü: Değişen Bir Dünyada Kurumsal Yönetişimin Güncellenmesi

14 Temmuz 2014


Image

Bugün, kamunun elinde 27 şirket işletme bulunmaktadır.

Yusuf Türker/Dünya Bankası

MAKALENİN İLGİNÇ NOKTALARI
  • Türkiye 1984 yılında ilk özelleştirme kanununu çıkararak kararlı bir özelleştirme süreci başlattı.
  • Son kırk yıllık dönemde Türkiye’de kamu iktisadi teşebbüslerinin sayısı önemli ölçüde azaltılmıştır.
  • Ülke, başka ülkelerin deneyimlerinden dersler çıkararak ve uluslararası ortakları ile birlikte çalışarak henüz özelleştirilmeyen KİT’lerinde yönetimi ve hesap verebilirliği geliştirmeye devam ediyor.

Son kırk yılda Türkiye devletin elindeki işletmelerin sayısını azaltarak ve kamuda kalan işletmelerin düzenlemeye tabi tutulmasına yönelik bir yasal çerçeve oluşturarak kararlı bir özelleştirme süreci başlatmıştır. Türkiye’de ilk özelleştirme kanununun çıkarıldığı 1984 yılından bugüne kadar kamu iktisadi teşebbüslerinin (KİT) sayısı önemli ölçüde azalmış ve bir dizi yasal güncellemeler ve Türkiye ile uluslararası topluluk arasında devam etmekte olan işbirliği yoluyla bu KİT’lere yönelik düzenleyici çerçeve iyileşmeye devam etmiştir.

Bu süre zarfında, Türkiye yoğun özelleştirme çalışmaları yoluyla bazı sektörlerdeki kamu mevcudiyetini azaltmış, böylelikle KİT’lere yönelik kamu harcamalarını düşürerek bu işletmelerin birçoğunun verimlilik artışlarından, şeffaflıktan ve özel sektörün sağladığı kurumsal yönetişim standartlarının sağladığı ilave hesap verebilirlikten yararlanmasına olanak tanımıştır. Bu geçiş süreci, ülkenin küresel bir ekonomik lider olarak yükselişinde ülke ekonomisine çok çeşitli faydalar sağlamış ve KİT’lerin yönetimi ile ilgili uygulamalarda Türkiye’yi uluslararası standartlara daha da yaklaştırmıştır. 1985-2014 döneminde ülkede KİT’lerin özelleştirilmesinden elde edilen gayrısafi satış geliri yaklaşık 60 milyar ABD$ olmuştur.

KİT’lerin özelleştirilmesi sonucunda artan gelirlere ve azalan kamu harcamalarına ek olarak, bu süreçteki eşit derecede önemli bir başka bileşen de kamu mülkiyetinde kalan işletmeler için yönelik ve düzenlemedeki iyileşmeler olmuştur. Son kırk yılda ülkede yaşanan özelleştirme sürecine yol gösteren kanunlar ve reformlar ile birlikte, Türkiye’deki kanun yapıcılar halen kamu mülkiyetinde olan işletmelerin yönetimine ve performanslarının iyileştirilmesine yönelik düzenleyici bir çerçevenin oluşturulması için de çalışmalar yapmışlardır.



" Kurjumsal yönetişim ilkeleri taşa yazılı statik ve katı ilkeler değildir. Bu ilkeler ülkenin ekonomik koşullarına, kalkınma düzeyine ve hukuk sistemlerine göre değişiklik gösterebilir. Yönetim değiştiğinde ve anlayışlar değiştiğinde, bu ilkeler değişen koşullara ve ihtiyaçlara göre yeniden düzenlenebilir. "

İbrahim Çanakcı

Hazine Müsteşarlığı


Bugün, kamunun elinde 21’i 233 sayılı Kanun Hükmünde Kararnameye tabi olan ve 6’sı Özelleştirme İdaresi Başkanlığı’na bağlı olarak aktif bir şekilde faaliyet gösteren 27 şirket işletme bulunmaktadır ve Türkiye Hükümeti bu şirketleri daha verimli ve daha kârlı işletmelere dönüştürme yönündeki kararlılığı sürmektedir. Politika yapıcılar ülkedeki kamu iktisadi teşebbüslerinin yönetimine ve denetimine ilişkin düzenleyici çerçeveyi sürekli olarak güncellemek ve geliştirmek için Dünya Bankası Grubu, Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Teşkilatı (OECD) ve başka önde gelen uluslararası kuruluşlar le birlikte çalışmaktadır. 

Bu yola girdiği 40 yıl önceden bu yana, Türkiye’deki yetkililer daha iyi kurumsal yönetişim yoluyla bu KİT’lerin verimliliğini, etkililiğini ve şeffaflığını arttırabilecek kılavuz ilkelerin ve çerçevelerin  uygulanmasını sağlamaya yönelik çeşitli yollarla bu kuruluşlarla işbirliği içerisinde çalışmaktadırlar.

Kısa süre önce gerçekleştirilen Türkiye’deki Kamu Sermayeli Şirketlerde Kurumsal Yönetim İlkeleri Konferansı’nda yaptığı açılış konuşmasında Hazine Müsteşarı İbrahim Çanakcı şunları söyledi: “Kurjumsal yönetişim ilkeleri taşa yazılı statik ve katı ilkeler değildir. Bu ilkeler ülkenin ekonomik koşullarına, kalkınma düzeyine ve hukuk sistemlerine göre değişiklik gösterebilir. Yönetim değiştiğinde ve anlayışlar değiştiğinde, bu ilkeler değişen koşullara ve ihtiyaçlara göre yeniden düzenlenebilir...”

Rusya Maliye Bakanlığı tarafından sağlanan Avrupa ve Orta Asya Bölgesi Kamu Mali Yönetim Vakıf Fonu (PFM TF) finansmanı ile gerçekleştirilen konferans, kurumsal yönetişim konusundaki deneyimlerini Türkiye ile paylaşmak üzere çok sayıda uluslararası uzmanı bir araya getirmiştir ve ülkedeki tüm KİT’ler için kurumsal yönetişimi geliştirme çabaları kapsamında Türkiye ile uluslararası ortakları arasındaki işbirliğinin son örneğini oluşturmaktadır. Finlandiya, Singapur, Pakistan ve başka ülkelerden temsilciler çok çeşitli konularda – kurumsal yönetişimin nasıl geliştirilebileceği, KİT yönetimine ilişkin uygun bir çerçevenin nasıl geliştirilebileceği, şeffaflığın nasıl geliştirilebileceği, hesap verebilirliğin nasıl güçlendirilebileceği gibi– sunumlar yapmışlar ve kurumsal yönetişim alanında devam etmekte olan reform sürecinde Türkiye’deki politika yapıcılara daha iyi bilgi girdisi sağlayacak  deneyimlerini paylaşmışlardır.

Dünya Bankası Türkiye Direktörü Martin Raiser yaptığı açılış konuşmasında şunları belirtti: “Yeniden yapılandırma, özelleştirme ve diğer reform çabaları sayesinde, KİT’lerin performansı son yıllarda istikrarlı bir şekilde iyileşmektedir. Bununla birlikte, özellikle KİT’lerin daha fazla rekabet gücü, mali disipline yönelik bütçe reformları ve finansmana erişim ihtiyacı gibi daha talepkâr bir ortamla karşı karşıya kalmaları ile birlikte daha fazla iyileştirme yönündeki baskılar artmaktadır.”

2015 yılında başlatılacak bir uygulama olan KİT’lerde bağımsız denetim uygulamasının temellerini oluşturmak amacıyla Türkiye Hükümeti ile Dünya Bankası, Sayıştay, KİT’ler ve Hazine Müsteşarlığı için uluslararası finansal raporlama standartları hakkında bir eğitim programı düzenlemişlerdir.

Bu çalışmanın önemli bir kısmı, 2005 yılında OECD ile eşgüdüm içinde uygulanan Kurumsal Yönetişim Kılavuz İlkelerine dayanmaktadır. Türkiye’nin KİT’lerin yönetim becerilerinin sürekli olarak iyileştirilmesi yönündeki istekliliğini yansıtan bir şekilde, bu kılavuz ilkeler değişen küresel ekonomik gerçekliklere uyum sağlanabilmesi ve bu uyum sürecinde Türkiye gibi ülkelerin karşılaştığı gerçekliklerin daha iyi bir şekilde ele alınabilmesi amacıyla şu anda güncellenmektedir.

Kurumsal yönetişimin iyileştirilmesi yönünde devam etmekte olan ve esneklik, uyarlanabilirlik ve işbirliği ile tanımlanan bu kararlılık Türkiye için üç yönlü bir fayda sağlamaktadır: özelleştirmeden elde edilen gelir artışı, KİT harcamalarının azalması ve kamunun elinde kalan KİT’ler için verimliliğin ve şeffaflığın artması. Türkiye’nin Dünya Bankası ve diğer uluslararası ortaklar ile devam etmekte olan işbirliği, geçmiş kırk yıldaki bu faydaların gelecekte daha da artacağının bir kanıtını oluşturmaktadır.



Api
Api

Welcome