Türkiye Ekonomi Monitörü: Yeni Bir Rota Çizmek

En Son Yayım: 
  • no. 3


Image

MAKALENİN İLGİNÇ NOKTALARI
  • Türkiye’nin toparlanma sürecinin hızı ve sürdürülebilirliği, belirsizliklerin azaltılmasına ve yatırımcı güveninin yeniden tesis edilmesine bağlıdır.
  • Piyasa baskılarının azaltılabilmesi için dış tamponların güçlendirilmesi gerekmektedir.
  • Mali teşvik unsurlarının bileşimi üzerinde odaklanarak, mevcut mali hareket alanı daha etkili bir şekilde kullanılabilir.

Image

5 Kasım 2019: Türkiye Ekonomi Monitörü’nün 3. Sayısı

PDF İndir (EN)


Destekleyici dış ortam kırılganlıkların azalmasını mümkün kıldı

Türk ekonomisinde son 12 ayda, cari işlemler dengesizliğinin azalması, bankaların dış borçlarının azalması ve portföy girişlerinin canlanması gibi önemli dışsal düzeltmeler yaşanmıştır. Bu düzeltmeler süreçte biriken dışsal kırılganlıkların azalmasında ve Türk lirasının daha istikrarlı hale gelmesine katkıda bulunmuştur. Buna rağmen son iki yılda ülkenin yabancı para rezervleri ciddi şekilde azalmış ve Türkiye’nin yabancı piyasaların baskısına maruz kalmasına neden olmuştur.

Reel sektör, azalan yatırımlar ve artan enflasyondan etkilenmiştir

Reel sektör, devam eden makro-finansal kırılganlıklardan ciddi şekilde etkilenmeye devam etmektedir. Yatırımlar önemli ölçüde azalmıştır - ne var ki sanayi üretimi zayıf da olsa bir toparlanmaya işaret etmektedir. Döviz kurundan enflasyona geçiş etkisiyle sert bir şekilde yükselen tüketici fiyatları ile 2019 yılının ilk üç çeyreğinde ortalama yüzde 18’ye ulaştıktan sonra enflasyon düşmeye başlamıştır.

Artan işsizlik ve düşen alım gücü hanehalkını etkilemeye başlamıştır

Durgun çıktı düzeyleri, artan üretim maliyetleri ve artan tüketici fiyatları 2017-2018 arası önemli miktarda istihdam kaybına ve reel ücretlerde düşüşe neden olmuştur. Mayıs 2018-Mayıs 2019 arasında Türkiye ekonomisinde 840 bin kişi işini kaybetmiştir, bu da toplam istihdamın yüzde 2,9’una karşılık gelmektedir. Daha yoksul hanehalkları en çok etkilenen grup olmuştur çünkü düşük ücretli çalışanların büyük çoğunluğu iş kaybının en fazla olduğu sektörler olan inşaat ve tarım sektörlerinde istihdam edilmektedir.

Şirketler kesiminin borç yükü, reel sektörün sıkıntılarını arttırmaktadır

Kaldıraç oranları kademeli olarak azaltılmış olsa da şirketler kesiminin borç yükü halen yüksek seviyesini korumaktadır. Şirketler kesimine verilen toplam kredi, Eylül 2018’deki yüzde 76 seviyesinden Haziran 2019’da yüzde 68’e inmiştir. Türkiye’de kredi sınırlamaları -özellikle de döngüsel düşüş dönemlerinde- büyük firmalardan çok KOBİ’leri etkilemektedir.

2019 yılının büyük çoğunluğunda kredi piyasalarındaki sıkılık devam etmiştir ve bu durum da bazıları tahvil ihracına yönelen büyük şirketleri önemli ölçüde etkilemiştir. Ne var ki, sermaye piyasaları şirketlerin finansman ihtiyacının çok küçük bir kısmını oluşturmaktadır.

Kötüleşen bilanço pozisyonlarına karşı bankalar da kaldıraç oranlarını düşürmüşlerdir

Şirketler kesiminin borçlarıyla ilgili sorunlar, bankacılık sektörünün varlık kalitesinin düşmesine neden olmuştur. Tahsili gecikmiş alacaklar (TGA), Eylül 2018’de yüzde 3 seviyesinde iken Eylül 2019’da yüzde 4,7’ye yükselmiştir. Aktif kalitesi stresinin diğer bir göstergesi de, yüksek kredi riskine sahip krediler olarak sınıflandırılan 2. Grup kredilerin payındaki artıştır. 2. Grup krediler, sistemdeki ödenmemiş kredilerin yaklaşık yüzde 12'sini oluşturmaktadır.

Bankalar bu duruma, kredi verme faaliyetlerini önemli ölçüde azaltarak rasyonel bir şekilde yanıt vermişlerdir. Yetkili makamlar, kredi garantileri sağlamışlar ve makro-ihtiyati kuralları gevşetmişler, böylece devlet bankalarının kredi verebilmeleri için biraz destek olmuşlardır.  Ancak özel bankalar, bu zayıf ekonomik ve yüksek faizli ortamda varlık kalitesinde daha fazla bozulma olmasını önlemek için temkinli davranmışlardır.

Zorluklara rağmen politikalar sayesinde istikrar sağlanmıştır

Geçtiğimiz yıl verilen genel politika tepkisi kısa vadeli istikrarın yeniden sağlanmasında oldukça etkili olmuştur. Ancak bu Raporda yapılan analiz

gelişme için hala alan bulunduğuna işaret etmektedir

Büyük veri tekniklerinin kullanıldığı TEM, bunların ekonomi politikalarına ilişkin belirsizlikteki artışa katkıda bulunmuş olabileceğini ortaya koymuştur. Analiz şunları göstermektedir: 

  1. işletmeleri etkileyen kurallar ve düzenlemelerdeki değişikliklerin sayısı önemli ölçüde artarak 2018'de zirveye ulaşmıştır, bu da iş ortamında daha fazla oynaklığa neden olmuştur;
  2. değişikliklerin artan oranda bir bölümü, daha keyfi yasal araçlar aracılığıyla (yani resmi danışma gerektirmeyen) yoluyla uygulamaya konmuştur, bu da belirsizliği arttırmıştır;
  3. en sık değişiklik yapılan alanlar işgücü piyasası, finans, çevre, kalite altyapısı, ticaret ve vergi alanları olmuştur;
  4. son zamanlarda odak noktası, vergi ve işgücü piyasası konularından kalite altyapısı ve çevre.

Önceki Türkiye Ekonomi Monitörleri

 

Image


Türkiye Ekonomi Monitörü 2: Istikrarı Sağlamak

Dünya Bankası, Aralık 2018

PDF İndir (EN)

 

 

Image


Türkiye Ekonomi Monitörü 1: Dış Açığı Önemsemek-Yönetici Özeti 

Dünya Bankası, Mayıs 2018

PDF İndir (EN)



Media contact

Tunya Celasin
(495) 745-7000
E-posta



Image
INTERACTIVE DATA
The Macro Poverty Outlook is a semi-annual report, which analyses macro and poverty developments in developing countries. It is jointly produced by the Poverty & Equity and Macroeconomics and Fiscal Management Global Practices of the World Bank.
LEARN MORE