Skip to Main Navigation

Türkiye Genel Bakış

  • Ülke Bağlamı 

    TÜRKİYE

    2020

    Nüfus, milyon

    83,4 

    GSYH, cari milyar ABD$ 

    720,1

    Kişi başına düşen GSYH, cari ABD$

    8.635,9

    Doğumda Yaşam Beklentisi, yıl (2018)

    77,4

    Türkiye'nin 2000’li yılların başlarından bu yana gösterdiği etkileyici ekonomik ve sosyal kalkınma performansı, istihdam ve gelir seviyelerinin artmasını sağlamış ve Türkiye'yi üst-orta gelirli bir ülke haline getirmiştir. Ancak son birkaç yıl içerisinde ekonomik kırılganlıkların artması ve daha zorlu bir dış ortamın ortaya çıkması bu başarımları tehdit etmektedir. 

    2000 yılından bu yana geçen sürenin önemli bir bölümünde Türkiye birçok alanda iddialı reformların uygulanması üzerinde uzun vadeli bir bakış açısı ile odaklanmıştır ve hükümet programları kırılgan grupları ve dezavantajlı bölgeleri hedeflemiştir. Yoksulluk oranı 2002 ile 2015 yılları arasındaki dönemde yarıdan fazla azalmış, aşırı yoksulluk ise daha da hızlı azalmıştır. 

    Bu süre zarfında Türkiye çarpıcı bir şekilde şehirleşmiş, güçlü makroekonomik ve mali politika çerçeveleri uygulamış, dış ticarete ve finansa açılmış, birçok kanun ve yönetmeliğini Avrupa Birliği (AB) standartları ile uyumlaştırmış ve kamu hizmetlerine erişimi büyük ölçüde artırmıştır. Bu arada 2008/2009 küresel krizinin etkilerinden de iyi bir şekilde kurtulmuştur. 

    Yaklaşık 3,6 milyon Suriyeli mülteci akışı karşısında Türkiye’nin müdahalesi örnek teşkil edecek bir niteliktedir ve mültecilere ev sahipliği yapan başka ülkeler için bir model sunmaktadır. Türkiye’nin uyguladığı başarılı strateji sonucunda mültecilerin sadece yüzde 2,5’I, şu anda kamplarda yaşamaktadır. 

    Ancak son yıllarda bazı alanlardaki reformlarda bir yavaşlama gözlenmektedir ve ekonomik kırılganlıklar ile birlikte bu durum günümüze kadar kaydedilen ilerlemenin belirli bir bölümünün kaybedilmesi riskini doğurmaktadır. 

    Artan enflasyon ve işsizlik, daralan yatırımlar, şirketler kesiminde ve finansal sektörde artan kırılganlıklar ve düzeltici politika eylemlerinin ve reformların uygulanmasındaki dağınıklık göz önüne alındığında, genel makroekonomik görünüm daha kırılgan ve belirsizdir. Bölgede devam eden jeopolitik gerilimler sebebiyle önemli dışsal olumsuzluklar da mevcuttur. 

    COVID cinsiyet uçurumunu derinleştirmiş, genç işsizliğini ve yoksulluk oranını arttırmıştır. Eşitsizlik riski de artmaktadır. COVID-19 krizinin Türkiye’de ciddi derecede olumsuz etki yaratması ve ekonomik ve sosyal kazanımları daha da zayıflatması beklenmektedir.

    Son Güncelleme: 13 Nisan 2021

  • Strateji

    Proje Sayısı

    21

    Net IBRD Taahhüdü

    6,97 milyar ABD$ 

    Vakıf Fonu Portföyü

    764 milyon ABD$

    Türkiye ile Dünya Bankası Grubu arasındaki işbirliğinin ana hatları, başlangıçta 2018-2021 MY dönemini kapsayacak şekilde tasarlanan ancak daha sonra Dünya Bankası Grubu İcra Direktörleri Kurulu’nda 13 Mart 2020 tarihinde görüşülen Performans ve Öğrenme Gözden Geçirme Raporu yoluyla 2022 ve 2023 mali yıllarını da kapsayacak şekilde genişletilerek güncellenen Ülke İşbirliği Çerçevesinde (CPF) belirlenmektedir

    Performans ve Öğrenme Gözden Geçirme Raporunda, Ülke İşbirliği Çerçevesinin Büyüme, Kapsayıcılık ve Sürdürülebilirlik eksenlerinin geçerliliğini koruduğu, bu eksenler kapsamında belirlenen amaçların çoğunun yine geçerli olduğu teyit edilmiş, ancak ülke koşullarındaki değişiklikleri, müşteri talebini ve program gelişimini yansıtmak için programda bazı değişiklikler yapılmıştır.     

    Dünya Bankası Grubu programı aynı zamanda Türkiye’nin Onbirinci Kalkınma Planı (2019-2023) dahil olmak üzere Hükümet stratejileri ile sürekli uyumu sağlamaktadır. Banka programı Türkiye’nin yüksek gelirli ülke statüsüne ilerleyişini destekleme fırsatlarını en üst düzeye çıkaran uzun vadeli odağını korumaktadır. 

    COVID-19 küresel krizinin patlak vermesi ile birlikte, Dünya Bankası Grubu’nun 2020-21 MY dönemini kapsayan Türkiye programı Hükümet’in krize karşı müdahalelerini destekleyecek şekilde uyarlanmıştır. Dünya bankası Grubu’nun “Yaşamları Kurtarmak, Etkileri Attırmak ve İşleri Yeniden Rayına Oturtmak” başlıklı Yaklaşım Belgesi doğrultusunda, Banka’nın COVID-19 müdahalesi Yardım, Yeniden Yapılandırma ve Dayanıklı Toparlanma döngüsünü kapsamaktadır. Performans ve Öğrenme Gözden Geçirmesinde başlangıçta öngörülen kredi ve analitik programlar, kriz müdahalelerini desteklemeyi amaçlayan yeni krediler ve Danışmanlık Hizmetleri ve Analitik Çalışmalar (ASA) ile desteklenmiştir.   

    Dünya Bankası Grubu; Uluslararası İmar ve Kalkınma Bankası (IBRD), Uluslararası Finans Kurumu (IFC) ve Çok Taraflı Yatırım Garanti Ajansı (MIGA)’nın güçlü yönlerini esas alarak kurumları aracılığıyla çeşitli araçlar sunmaya devam edecektir. 

    Ülke İşbirliği Çerçevesi uygulaması sonucunda Mart ayı itibariyle enerji, finansmana erişim, belediye gelişimi, afet risklerine karşı dayanıklılık ve su sektörlerindeki yatırım operasyonları dahil olmak üzere toplam 5,57 milyar ABD$ düzeyinde IBRD finansmanı kullandırılmıştır.  

    IFC’nin portföy uygulaması tatmin edici bir performans göstermeye devam etmiştir ve Mart 2021 itibariyle taahhüt edilmiş portföyü 5 milyar 325 milyon ABD$’na ulaşmıştır. Bu dünya genelinde ikinci en büyük Avrupa ve orta Asya bölgesinde ise en büyük taahhüt edilmiş portföy seviyesidir. Mayıs 2020’den bu yana, Türkiye IFC’nin COVID-19 krizine karşı sunulan olanaklar kapsamında birkaç yatırım almıştır ve IFC finansmanı Ülke İşbirliği çerçevesinde yer alan gösterge niteliğindeki hedefleri aşmış durumdadır.

    MIGA’nın Türkiye’de sağaldığı garantilere ilişkin brüt risk toplamı geçtiğimiz on yıllık dönemde büyük artış kaydetmiştir.  2013 mali yılında 458 milyon ABD$ seviyesinde iken 2016 mali yılı itibariyle 1 milyar 695 milyon ABD$’na yükselmiştir ve mevcut durumdaki rakam (2020 mali yılı için) 2,77 milyar ABD$’dır. Bu rakam Türkiye’yi MIGA’nın portföyünde en fazla toplam riske sahip ülke yapmaktadır ve portföyün risk toplamının 12’sini oluşturmaktadır. MIGA’nın müdahaleleri sağlıkla ilgili kamu-özel sektör işbirliği girişimleri, finansal sektör ve ihracat piyasaları ve belediye finansmanı yoluyla desteklenen altyapı sektörü gibi stratejik alanları destekleyici yabancı özel sektör finansmanını harekete geçirmiştir. Ürün bileşimi geleneksel siyasi risk sigortası ile birlikte kredi garantilerinin yerine getirilmemesine yönelik sigortaları içermektedir. Geleceğe dönük olarak, MIGA bir yandan Ülke İşbirliği çerçevesi içerisinde Banka ve IFC ile yakın bir koordinasyon sağlarken aynı zamanda özel sektörün harekete geçirilmesine yönelik özel sektör geliştirme fırsatlarını optimize etmede seçici davranmaya devam edecektir.

    Kilit Çalışmalar 

    Hükümet’in COVID-19’a karşı müdahalelerini desteklemek, Dünya Bankası Grubu programında ortaya konulan Banka küresel yaklaşımının dört ana ekseninin odağına yerleşmiştir: 

    İnsanların hayatlarını kurtarmak: 2020 mali yılının dördüncü çeyreğinde, Banka Türkiye Acil COVID-19 Sağlık Projesi (P173988) için, COVID müdahalesinin yardım aşamasının kilit bir bileşeni olan Hızlandırılmış Fondan CPF/PLR programına 100 milyon ABD$ eklemiştir. Buna paralel olarak, acil sağlık ihtiyaçlarının karşılanmasına yönelik ilave destek sağlamak amacıyla devam etmekte olan Sağlık Sisteminin Güçlendirilmesi ve Desteklenmesi projesinde (P152799) 134 milyon ABD$’lık bir yeniden yapılandırma gerçekleştirmiştir.

    Yoksulları ve kırılgan kesimleri korumak: Yine 2020 mali yılının dördüncü çeyreğinde, Banka, uzaktan eğitim imkanlarına eşit erişimi destekleyen ve insan sermayesini koruyan 160 milyon ABD$ tutarındaki Güvenli Okul ve Uzaktan Eğitim Projesini (P173997) eklemiştir. Proje kapsamında güçlendirilecek ve yaygınlaştırılacak olan Dijital Eğitim Platformu, COVID-19 sonrası karma (yüz yüze ve online) eğitim ve öğretim için yeniden yapılandırılmış ve daha dayanıklı bir dijital eğitim ve sistemine katkıda bulunacaktır.  

    Geçim kaynaklarını ve istihdamı korumak ve işletmelerin daha sürdürülebilir bir şekilde büyümelerini ve istihdam yaratmalarını sağlamak: Dayanıklı toparlanma aşaması kapsamında, Banka 2021 MY programına iki yeni operasyon eklemiştir. Bunlardan birincisi Acil Durum Şirket Destek Projesi (500 milyon ABD$, P174112) ve ikincisi de COVID-19 Sırasında Mikro ve Küçük İşletmeler için Hızlı Destek Projesidir (300 milyon ABD$, P174144). Daha küçük ölçekli Mikro-KOBİ’leri hedefleyen proje Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı’na bağlı Küçük ve Orta Ölçekli İşletmeleri Geliştirme ve Destekleme İdaresi Başkanlığı (KOSGEB) tarafından uygulanmaktadır.

    Bu yeni operasyonlar insanların işlerini korumalarını sağlamayı amaçlamaktadır. Bir başka proje olarak, CPF/PLR kapsamında öngörülen ve COVID öncesinde hazırlık aşamasında olan Uzun Vadeli İhracat Finansmanı Garantisi Projesi (300 milyon ABD$, P156252, 2020 MY dördüncü çeyrekte onaylanmıştı), Türk Eximbank’ın, COVID sebebiyle ticarette yaşanan yavaşlamadan etkilenen uygun ihracatçı şirketler, desteklemek için sermaye piyasalarından fon sağlama kapasitesini güçlendirecek şekilde uyarlanmıştır. Son olarak, devam etmekte olan Finansmana Kapsayıcı Erişim Projesinin uygulaması, özellikle mevcut pandemi bağlamında, kadınları kapsayıcı şirketlere ve geri kalmış bölgelerde faaliyet gösteren firmalar üzerindeki odağını arttıracak şekilde hızlandırılmıştır. 

    Dayanıklı, kapsayıcı ve sürdürülebilir büyüme için politikaları, kurumları ve yatırımları güçlendirmek: PLR’de öngörülen çekirdek ve genişletilmiş çekirdek ASA faaliyetleri portföyü dayanıklı ve sürdürülebilir toparlanmaya yönelik olarak politikaların, kurumların ve yatırımların güçlendirilmesi üzerinde odaklanmaya devam etmektedir. Pandemiye Hazırlık ASA çalışmalarının zamanlı bir şekilde gerçekleştirilmesine özellikle özen gösterilmektedir. Öte yandan, PLR’nin COVID öncesinde 2021 mali yılına ilişkin programında öngörülen operasyonları hazırlarken, “daha iyi yeniden inşa” yaklaşımını desteklemeye yönelik sektörel politikaların ve kurumların güçlendirilmesi üzerinde güçlü bir şekilde durulmuştur. 

    Ülkenin kalkınması için kritik önem taşıyan insan sermayesi yatırımlarının derinleştirilmesi ile ilgili analitik çalışmalar devam etmektedir.

    Bir başka kilit çalışma alanı, Hükümet’in Türkiye’de yaşayan 3,6 milyon Suriyeli mülteciye ilişkin müdahalelerinin desteklenmesini içermektedir. Dünya Bankası Grubu, Avrupa Birliği’nin Türkiye’deki Mülteciler için Mali Yardım Programı (FRiT) ile ortak bir şekilde çalışmaktadır ve sosyal destek ve uyum, işgücü piyasaları, ekonomi, belediye hizmetleri ve eğitim alanlarının yanı sıra veri toplama, ölçme ve izleme gibi ortak alanlarda programlar uygulamaktadır. 

    FRiT fonlarına ek olarak, Temiz Teknoloji Fonu (CTF), AB Katılım Öncesi Mali Yardım Aracı (IPA) fonları, Küresel Çevre Fonu (GEF) ve İsveç Uluslararası Kalkınma İşbirliği Ajansı (SIDA) Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Fonları gibi çok çeşitli Vakıf Fonları bu portföyü desteklemektedir.

    Son Güncelleme: 13 Nisan 2021

  • Ekonomi

    Son Ekonomik Gelişmeler 

    Reel GSYH, 2020 yılının dördüncü çeyreğinde yıllık bazda yüzde 5,9 arttı ve yılın ikinci yarısını kayda değer bir toparlanma ile tamamladı. Böylelikle, koronavirüs pandemisinden kaynaklanan ekonomik olumsuzluklara rağmen yılın tamamı için yüzde 1,8'lik bir büyüme performansı sağlanmış oldu. Bu toparlanmada, ikinci ve üçüncü çeyreklerde artan kredilerle desteklenen iç talep artışı önemli rol oynamıştır. Yetkililer para politikasını gevşeterek GSYH'nın yüzde 13'ünü oluşturan bir teşvik programı uygulamaya koydular. Bu programın önemli bir kısmı, kısmi kredi garantileri ve kredi erteleme şeklinde bankacılık sektörü üzerinden sağlanan desteklerden oluşmuştur. Diğer mali destekler arasında hanehalklarına yapılan sosyal destek ödemeleri, ücretsiz izne çıkarılan işçilere sağlanan yardımlar, vergi ertelemeleri ve firmalara yönelik diğer destekler yer almıştır. 

    Bu politikalardan sağlanan büyüme, artan fiyatlar ve makro-finansal kırılganlıklar pahasına gerçekleşti. Enflasyon yükseliş eğilimine girerek Şubat 2021'de 18 ayın en yüksek seviyesi olan yüzde 15,6'ya ulaştı. Türk lirası 2020 yılında ABD doları karşısında yüzde 20 değer kaybetti. 2019 yılında fazla veren cari hesaplar dengesi, turizm gelirlerinin buharlaşması, ticari mal ihracatının düşmesi ve altın ithalatının artması ile birlikte tekrar açık vermiştir (36,7 milyar ABD$ veya GSYH’nin yüzde 5,1’i).

    Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası'nın (TCMB) cari açığın yüzde 80'ini finanse etmek için devreye girmesinin ardından, döviz rezervleri keskin bir düşüşle net bazda daha önce görülmemiş en düşük seviyelere indi. Mevduat dolarizasyon oranı yüzde 55'e yükseldi. Yüksek vergi gelirleri, 2020 yılında GSYH'nın yüzde 3,4'ü seviyesinde bir merkezi yönetim açığı ile sonuçlandı (yüzde 4,9 olarak planlanıyordu).

    2020 yılının sonlarına doğru, ikinci bir COVID-19 dalgası etkili oldu ve Kasım ayı itibariyle günlük vaka sayısı 30.000’lere ulaştı. Kısıtlama önlemlerinin yeniden uygulamaya konulmasının ardından (maske kullanım zorunluluğu, hafta sonu sokağa çıkma yasakları ve restoranların kapatılması gibi), günlük yeni vaka sayıları Şubat 2021 ortası itibariyle yaklaşık 10.000 kişiye indi. Bunun üzerine Hükümet il bazında yapılacak risk değerlendirmelerine dayalı olarak kısıtlamaları tekrar gevşetti.

    2020 sonlarında yetkililer ayrıca ekonomik kırılganlıkları ortadan kaldırmaya yönelik olarak harekete geçtiler ve Aralık ayında faiz oranları Ağustos ayındaki seviyelerin iki katını aştı. Ayrıca kredi artışını canlandırmaya ve şeffaflığı arttırmaya yönelik olarak gereksiz düzenlemeleri uygulamadan kaldırdılar. Bu politika değişimi portföy girişlerinin arttırılmasına, liranın istikrara kavuşturulmasına ve piyasa güveninin güçlendirilmesine yardımcı oldu. Şubat 2021 itibariyle kredi artışı sert bir şekilde yavaşlayarak neredeyse sıfıra indi (13-haftalık ortalama) ve bankacılık sektörü net açık döviz pozisyonunu azalttı.

    Ekonomik Görünüm 

    Ekonominin 2021 yılında yüzde 5,0, 2022 ve 2023 yıllarında ise yüzde 4,5 büyümesi bekleniyor. 2021 yılında beklenen yavaş çeyrek büyüme performansına rağmen -para politikası halen sıkı ve dış talep zayıf olduğundan dolayı- ikinci çeyrekte GSYH COVID-19 salgınının Türkiye ekonomisini neredeyse durma noktasına getirdiği geçtiğimiz yılın aynı dönemine göre daha yüksek olacaktır. Bu tahminler, temkinli yeniden açılmanın devam ettiğini ve Türkiye'de veya önemli ihracat pazarlarında büyümeyi sekteye uğratabilecek kontrolsüz bir salgın sürecinin yaşanmadığı varsayımına dayanmaktadır.

    TCMB Başkanının değiştirilmesi sonucunda kısa süre önce Türk lirasında kaydedilen sert değer kaybı enflasyonu etkileyecektir. 2021 yılında ortalama enflasyonun yüzde 15,5’e yükselmesi ve cari açığın GSYH’nın yüzde 3,7’si seviyesine gerilemesi beklenmektedir. Pandeminin ekonomik ve sosyal etkilerine karşı tampon oluşturmak için ilave destek sağlama ihtiyacı devam ettiğinden dolayı 2021 yılı genel yönetim açığının GSYH’nin yüzde 3,5’i olarak gerçekleşmesi, sonrasında ise geçici vergi indirimlerinin ve diğer desteklerinin geri çekilmesi ile birlikte 2022 yılında yüzde 3,1’e ve 2023 yılında yüzde 2,6’ya gerilemesi beklenmektedir. 

    Düzenleyici müsamahasının (özellikle takibe düşen kredi tanımında ve sermaye yeterliliği oranı hesaplamalarında) 2021 yılı ortalarında kademeli olarak kaldırılması beklenmektedir ve bunun sonrasında takibe düşen ve sıkıntılı kredilerde bir artış yaşanması muhtemeldir. Batık kredi çözümleme, iflas ve mahkeme dışı kurumsal borç yeniden yapılandırma çerçevelerinin etkili bir şirket finansal kapasite değerlendirmesi ile güçlendirilmesi, şirketlerin ve bankaların yayılma etkilerinden korunmasında kritik önem taşıyacaktır.

    Yapılan simülasyon analizleri 2020 yılında yoksulluğun 2,1 puan kadar artmış olabileceğini göstermektedir; bu artış 1,6 milyon yeni yoksula karşılık gelmektedir. Mevcut krizin, 2018/19 resesyonunun yoksulluğa ittiği kişi sayısı kadar insanı yoksulluğa itmiştir. Hükümet COVID-19 pandemisinin etkilerini kontrol altına alma için hızlı bir şekilde harekete geçmeseydi yoksulluktaki artış üç kat daha fazla olabilirdi.

    Türkiye’nin 2021 yılına 2012 yılından bu yanaki en büyük yoksulluk oranı ile girdiği tahmin edilmektedir. Başarılı bir yoksullukla mücadele süreci için, sosyal transferlerden, kapsayıcı istihdam yaratma uygulamalarından ve işgücü aktivasyon stratejilerinden oluşan bir politika bileşimi yoluyla, toparlanmanın getireceği faydalardan kayıt dışı ve vasıfsız çalışanların ve diğer kırılgan kesimlerinde de yararlanmasını sağlamak gerekecektir.

    Son Güncelleme: 13 Nisan 2021


KREDILER

Türkiye: Mali Yıllara göre Taahhütler (milyon ABD doları)*

* IBRD ve IDA taahhütlerini içerir.



Ek Kaynaklar

Ülke Ofis İletişim Bilgileri

Ankara, Tel: +90 312 4598300
Uğur Mumcu Caddesi, No:88, 2. Kat 06700, Gaziosmanpaşa, Ankara/ Türkiye
turkeywebfdbk@worldbank.org
Washington, +1 202-473-9277, Europe and Central Asia Region
1818 H Street NW, Washington, DC 20433