Skip to Main Navigation
BASIN BÜLTENİ 11 Ekim 2018

Geleceğin İşleri İnsanlara Daha Fazla Yatırım Yapılmasını Gerektiriyor

Ülkelerin işin değişen doğasına hazırlanmaları gerekiyor

BALI, 12 Ekim 2018 – Dünya Bankası tarafından yayınlanan Dünya Kalkınma Raporu 2019: İşin Değişen Doğası başlıklı rapora göre, teknolojinin giderek daha fazla şekillendirdiği ve hızla gelişen bir işgücü piyasasında insanların eğitimine ve sağlığına daha fazla yatırım yapılması acil bir ihtiyaç haline gelmiştir.   

Dünya Bankası Grubu Başkanı Jim Yong Kim rapor ile ilgili yaptığı açıklamada şunları kaydetti: "İşin doğası sadece değişmiyor, hızlı bir şekilde değişiyor. Bugün ilkokula giden çocukların hangi işler için rekabet edeceklerini bilmiyoruz çünkü o zaman mevcut olacak işlerin çoğunu henüz bilmiyoruz. Buradaki en büyük zorluk, gelecekteki işler nasıl olursa olsun bu çocukları ihtiyaç duyacakları sorun çözme ve eleştirel düşünme gibi becerilerin yanında empati ve işbirliği gibi kişiler arası beceriler ile donatmak olacaktır. Ülkelerin insanlara ne kadar iyi yatırım yaptıklarını ölçerek, hükümetlerin insanları geleceğin ekonomisinde rekabet etmek için daha iyi hazırlamak için aktif adımlar atmaya yardımcı olacağını umuyoruz."

Rapora göre, dünya genelinde çalışan robotların sayısı  hızlı bir şekilde artmaktadır ve bu durum insanlar için mevcut işlerin azalması korkusunu yaratmaktadır. Ancak teknoloji yeni işler yaratmanın, üretkenliği arttırmanın ve etkili kamu hizmetleri sunmanın yolunu da açmaktadır. Yaşam standartlarını zaten değiştirmiş olan yenilikçilik ile ilgili korkular herhangi bir temele dayanmamaktadır. 

Dijital teknoloji eski üretim düzenlerine son vererek ve şirketlerin sınırlarını belirsizleştirerek hızlı yenilikçiliği ve büyümeyi sağlamaktadır. Dijital platformlar gibi yeni iş modelleri, yeni kurulan yerel işletmelerden çoğu zaman çok az maddi duran varlığa veya çalışana sahip küresel devlere kadar baş döndürücü bir hızla gelişmektedir.

Yeni platformların sunduğu pazarlar insanları hiç olmadığı kadar hızlı bir şekilde birbirine bağlamaktadır. Bu “kütlesiz ölçek” nerede yaşarlarsa yaşasın milyonlarca insana ekonomik fırsatlar sunmaktadır.

Yeni pazarlar ve işler, ekip çalışması, iletişim ve sorun çözme becerişlerine sahip çalışanlara olan talebi arttırmaktadır. Teknolojik değişim tekrara dayalı “kodlanabilir”  işleri ortadan kaldırarak bunların yerine yeni iş türleri getirmektedir: sadece Avrupa’da içinde bulunduğumuz yüzyılda tahmini olarak 23 milyon yeni iş yaratılacaktır.  

Teknoloji sadece insanların nasıl çalıştıklarını değil, hangi koşullar altında çalıştıklarını da değiştirmektedir ve daha çok geleneksel olmayan ve kısa süreli iş türleri yaratmaktadır. Bu durum bazı işleri daha erişilebilir ve esnek hala getirmekle birlikte gelir istikrarsızlığı ve sosyal koruma eksikliği gibi endişelere yol açmaktadır.

Gelişmekte olan ülkelerde her beş kişiden dördü sosyal koruma ile yaşamanın ne olduğunu hiç öğrenmemiştir. İki milyar kişinin kayıt dışı sektörde çalıştığı istikrarlı bir ücretli istihdam korumasından, sosyal refahtan ve eğitim yardımlarından yoksun bir şekilde çalıştığı bir ortamda yeni çalışma düzenleri en yeni teknolojik dalgayı bile  eskiten bir ikilem yaratmaktadır.

İşin doğasındaki değişime uyum sağlayabilmek için sosyal korumanın geliştirilmesi gerekmektedir. İstihdam durumları ne olursa olsun insanları korumanın yeni yollarına ihtiyaç duyulmaktadır.

Rapor ülkelere evrensel düzeyde garanti edilmiş bir asgari sosyal koruma seviyesi sağlayarak vatandaşları ile daha iyi bir şekilde ilgilenmeleri çağrısında bulunmaktadır. Tam sosyal kapsama maliyetli olacaktır ancak bazı ülkelerde  iş gücü piyasası düzenlemelerinde yapılacak reformlar ve küresel olarak da vergi politikalarında uzun zamandır beklenen revizyonlar yolu ile bunu başarmak mümkündür.

Şirketlerin sınırlarının ülkelerin ve fiziksel varlıkların sınırlarını aştığı bir ortamda karları vergilerin düşük olduğu ülkelere kaydırmak ve milyarlarca dolarlık kazançları vergiden kaçırmak giderek kolaylaşmaktadır. Rapor küreselleşen dijital ekonomi göz önünde bulundurularak uluslararası vergi sisteminin güncellenmesi çağrısında bulunmaktadır.  

Nispeten çok az sayıda maddi duran varlığı sahip olan dijital firmaların sayısı arttıkça ve bu şirketler büyüdükçe stopaj vergileri daha anlamlı hala gelmektedir. Mevcut vergi düzenleri özellikle yoksul ve zengin ülkeler arasında büyük eşitsizlikler ortaya çıkarmaktadır. Yüksek gelirli ülkeler milli gelirlerinin çok daha yüksek bir oranını doğrudan vergilerden sağlarken orta ve düşük gelirli ülkeler daha çok tüketim ve ticaret vergilerine bağlı kalmaktadır.  

2019 Dünya Kalkınma Raporu, insan sermayesini kapsayıcı büyümenin kilit bir belirleyicisi olarak kabul eden daha geniş kapsamlı bir Dünya Bankası Grubu projesinin bir parçasını oluşturan ve kısa süre önce yayınlanan İnsan Sermayesi Endeksi ile ilgili bir bölüm içermektedir.  İnsan Sermayesi Projesi söz konusu endeksin yanı sıra insan sermayesine ilişkin araştırma ve ölçümleri güçlendirmeye ve ülkelerin insan sermayesi sonuçlarından daha hızlı ilerleme kaydetmelerini desteklemeye yönelik bir program da içermektedir.


BASIN BÜLTENİ NO: 2019/052/DEC

İletişim

In Washington:
David Sharrock
Office: (202) 458-0935
Cell: (202) 367-6155
dsharrock@worldbankgroup.org
In Bali:
David Theis
Office: (202) 458-8626
Cell: (202) 203-0601
dtheis@worldbankgroup.org
For Broadcast Requests:
Huma Imtiaz
(202) 473-2409
himtiaz@worldbankgroup.org
Api
Api