BASIN BÜLTENİ

Türkiye’de Temiz Teknoloji Fonu Yatırımları: Berne Deklarasyonu ile İlgili Görüşler

12 Ekim 2011 Çarşamba



Eylül 2011 tarihli ve “Türkiye’de İklim Finansmanı: Dünya Bankası Temiz Teknoloji Fonu’nun Türkiye’de Enerji Sektörünün Dönüşümüne Katkısı” başlıklı Berne Deklarasyonu Raporu ile ilgili Görüşler

1. Dünya Bankası, Türkiye’de iklim finansmanı konusuna olan ilgisinden dolayı Berne Deklarasyonu’na ve aynı zamanda bu yılın başlarında Ankara’daki ve Washington DC’deki Dünya Bankası personeli ile sağladıkları yapıcı diyalogdan dolayı raporun yazarlarına teşekkür eder. CTF/IBRD tarafından eş finansmanı sağlanan Özel Sektör Yenilenebilir Enerji ve Enerji Verimliliği Projesi (“Proje”) küresel olarak CTF tarafından eş finansmanı sağlanan ilk projedir. Yönetişim yapısı yoluyla, İklim Yatırımları Fonu (CIF)1 aktif olarak sivil toplum kuruluşlarının görüşlerini almaktadır. Berne Deklarasyonu raporundaki gözlemler ve öneriler Proje paydaşları için faydalı olacak ve küresel deneyim ve öğrenmeye katkıda bulunacaktır.

2. Berne Deklarasyonu raporunun temel amacı “Dünya Bankası’nın düşük faizli CTF kredilerinin, özel sektör tarafından işletilen yenilenebilir enerji üretim ve enerji verimliliği yatırımlarını arttırmada, sera gazı emisyonlarını azaltmada ve  nihai olarak Türkiye’de enerji sektörünün dönüşümüne katkıda bulunmada başarılı olup olmadığını tespit etmek” olarak belirtilmiştir.  Bu amaç, “Türkiye’deki Elektrik Piyasası Kanununun piyasaya dayalı çerçevesi içerisinde, özel sektör mülkiyetinde ve işleticiliğinde yerli ve yenilenebilir enerji kaynaklarından elektrik üretimini arttırmak, enerji verimliliğini arttırmak ve böylelikle sera gazı emisyonlarını azaltmak” olarak belirlenen Proje Kalkınma Amacı2 ile yakından ilişkilidir. Hükümet, Borçlular ve Dünya Bankası tarafından Proje performansına ilişkin olarak yapılmakta olan değerlendirmeye göre, Projenin bugüne kadarki performansı tatmin edicidir ve Proje kalkınma amacına ulaşma yolunda ilerlemektedir.3 Ayrıca, her ne kadar bu tek bir projenin amacı olmasa da, Türkiye’nin CTF Yatırım Planı bir bütün olarak Türkiye’nin düşük karbonlu bir ekonomiye dönüşüm sürecine katkıda bulunmayı amaçlamaktadır.

3. Berne Deklarasyonu raporunun “CTF Türkiye enerji verimliliği sektöründeki amaçlarına ulaşmıştır ve bir ilk olmanın getirdiği zorlukları aşmayı başarmıştır” şeklinde belirtilen sonucu, Dünya Bankası’nın enerji verimliliği ile ilgili Proje performans değerlendirmesi ile tamamen uyumludur. Enerji verimliliği yatırımları için sağlanan finansman düzeyi (şu anda CTF kredisinin %50’sinin ve IBRD finansmanının yüzde 25’inin üzerinde), kredi imzası sırasında IBRD kredisinin yüzde 10’u olarak belirlenen alt sınırı epey geçmiştir. Proje izleme verileri,4 enerji verimliliği yatırımlarında 2010 sonu itibariyle 684.000 ton CO2 düzeyinde bir emisyon azaltım potansiyeline ulaşıldığını göstermektedir. Bu rakam, kredinin  imzalandığı sırada 219.000 ton CO2 olarak tahmin edilen 2014 proje hedefine göre oldukça yüksek bir başarıdır.5 

4. Yenilenebilir enerji yatırımları ile ilgili olarak, Proje kapsamında finanse edilen 134 MW kurulu güç kapasitesi 2010 sonu itibariyle işletmeye geçmiştir ve inşa halinde başka tesisler de bulunmaktadır. Dolayısıyla, Proje 2014 hedefi olan 630 MW’lık kurulu yenilenebilir enerji kapasitesine ulaşma yolunda ilerlemektedir.6 Öte yandan, Berne Deklarasyonu raporunun 3. Bölümündeki “hidroelektrik santrallerin (HES) finansmanı için kullanılan CTF kredisi oranının düşük olduğu bulgusuna katılıyoruz (Dünya Bankası izleme verileri bu oranın 2010 sonu itibariyle %17 olduğunu göstermektedir). Dolayısıyla, Yönetici Özeti bölümünde yer alan “hidroelektrik yatırımlarına harcanan CTF kaynaklarının nispeten büyük oranı” 3. Bölümde yer alan bulgu ile tutarlı değildir ve bu ifadenin düzeltilmesi uygun olacaktır.

5. CTF yatırım planlarının, özel sektör, çok taraflı kalkınma bankaları, ulusal hükümetler ve iki taraflı donörler tarafından sağlanacak finansman için de bir kaldıraç etkisi yaratması beklenmektedir (1:8’lik bir oranla). Bunun başarılması halinde, 4,5 milyar ABD$ tutarındaki CTF finansmanının yaratacağı kaldıraç etkisi ile toplam 37 milyar ABD$ civarında bir finansman yaratılacağı düşünülmektedir. Berne Deklarasyonu raporunda CTF finansmanının Türkiye’de kaldıraç etkisinin sınırlı kaldığı iddia edilmektedir. Gerçekteki durum bunun tam aksi yönündedir. Proje kapsamında bugüne kadar 100 milyon ABD$ tutarındaki CTF kaynakları, Dünya Bankası’ndan (IBRD) sağlanan kaynaklar ve alt proje sponsoru öz sermaye ve borçlanmaları ile birlikte yaklaşık 800 milyon ABD$ tutarında bir ilave kaynak yaratmıştır. Ayrıca, Dünya Bankası Proje amaçlarının daha da yükseltilmesi amacıyla 500 milyon ABD$ tutarında ilave bir IBRD kredisi hazırlamaktadır ve bunun kaldıraç etkisiyle de 150 milyon ABD$ düzeyinde sponsor öz sermayesi ve borçlanması sağlanacaktır. Dolayısıyla, Proje tamamen uygulandığında, 100 milyon ABD$ tutarındaki CTF kaynağının kaldıraç etkisiyle en az 1,45 milyar ABD$ düzeyinde bir ilave finansman yaratılmış olacaktır. Bu rakam CTF’in küresel hedeflerinin oldukça üzerindedir. Ayrıca, TKB ve TSKB, enerji verimliliği ve yenilenebilir enerji için diğer uluslararası finansman kuruluşlarından (AfD, EIB, IDB ve KfW gibi) 1 milyar ABD$ düzeyinde bir ilave kredi elde etmiştir.

6. CTF kaynakları Türkiye’deki ticari bankacılık sektöründe de önemli bir kaldıraç etkisi yaratmıştır. CTF/IFC/EBRD’nin eş finansman sağladığı ve halihazırda dört ticari banka tarafından uygulanmakta olan enerji verimliliği projelerine ek olarak,  Türkiye’deki bazı ticari bankalar  kısmen AfD, EBRD, EIB ve KfW  gibi kuruluşların desteğiyle başka bazı uluslararası ve ulusal kredi hatları de temin etmiştir. Türkiye’deki üç ticari bankanın, küçük ve ortak büyüklükteki işletmelerde enerji verimliliği yatırımlarının uygulanmasına ilişkin teknik ve ticari kapasitelerinin arttırılması amacıyla yeni gir IBRD finansmanlı projenin hazırlıklarına başlanmıştır. 

7. CTF kaynaklarının hızlı bir şekilde yaygınlaştırılması ne Türkiye’nin CTF Yatırım Planının ne de Proje’nin bir amacıydı;  ve hızlı kullandırım amacıyla CTF kaynaklarının yatırımlara aktarılmasında bir “finansal aracılık modelinin” kullanılması tercih edilmemişti. Daha ziyade, Türkiye ve Dünya Bankası, Türkiye’nin yenilenebilir enerji ve enerji verimliliği ile ilgili uzun vadeli hedeflerine ulaşabilmesi için, önemli düzeyde bir özel sermayenin çekilmesi gerektiğini ve Türkiye’nin bankacılık sektörünün bu sermayenin harekete geçirilmesinde önemli bir rol oynayacağını düşünüyordu. Türkiye’nin bankacılık sektörünün temiz enerji yatırımları yapabilmesi için kapasite oluşturma birincil öneme sahipti ve bu önemini korumaktadır. Türkiye’de kalkınma bankaları olarak oynadıkları kilit rolden ve enerji sektöründe sınırlı da olsa mevcut bir kapasiteye ve portföye sahip olduklarından dolayı TKB ve TSKB Projedeki katılımcı bankalar olarak seçilmiştir. Borçluların, Proje’nin desteklediği yatırım türlerinin (yani enerji verimliliği, HES ve diğer yenilenebilir enerji yatırımları) sponsorlarına ulaşmak için teknik kapasitelerinin güçlendirilmesi ve kendi pazarlarının genişletilmesi amacıyla, kısmen KfW’nin de desteği ile bir kapasite oluşturma çalışması gerçekleştirilmiştir.    

8. Doğal olarak, Türkiye’nin Proje uygulamasındaki hızı beraberinde faydalar getirmiştir. Uzun vadede piyasa dönüşümünü sağlamak için,  bir yandan hazırlaması ve uygulaması daha fazla zaman alan ve daha pahalı olan yeni teknolojileri desteklerken, hızlı bir şekilde somut sonuçlar veren programların başlatılması da büyük önem taşımaktadır. Dolayısıyla, Proje amaçlarına hızlı bir şekilde ulaşılması Türkiye’deki finansman havuzunun genişletilmesine yardımcı olmuştur. Berne Deklarasyonu raporu, özel/ticari kuruluşlar yoluyla CTF kaynaklarının kullandırılması konusunda kararsız veya şüpheli görünmektedir. Öte yandan, Türkiye, CTF ve Dünya Bankası, yerel finansal aracıların ve özel sektör yatırımcılarının katılımının, yatırımların ölçeğinin önemli ölçüde arttırılması bakımından gerekli olduğunu düşünmektedir.  Çok taraflı CIF kurulu, Türkiye’nin CTF finansmanlı projelerinde sergilenen şekilde bir özel sektör katılımını görmeyi çok istemektedir.

9. Proje uygulaması boyunca yapılan izleme çalışmalarına dayalı olarak, Borçlular, Hükümet ve Dünya Bankası kısa süre önce bir Proje yeniden yapılandırması gerçekleştirmiştir ve ilave bir kredi hazırlanmaktadır.7 Yeniden yapılandırma ve önerilen ilave kredide, Proje başlangıcından bu yana geçen iki yıllık sürede yenilenebilir enerji piyasasının (özellikle kapasitesi 10 MW’ın altında olan küçük HES’ler) olgunlaşması ve Proje kapsamında gelecekte yapılacak yatırımların yeni ortaya çıkan yenilenebilir enerji teknolojileri ve enerji verimliliği üzerindeki odağının güçlendirilmesi amacı göz önünde bulundurulmuştur. Örneğin yeni HES yatırımları artık CTF’ten eş finansman alamayacaktır. Ayrıca, ticari yenilenebilir enerji teknolojileri (HES ve çöp gazı) için sağlanacak toplam IBRD finansman zarfı, ilave IBRD kredisinin yüzde 50’si ile sınırlandırılmıştır. Bu iki değişiklik, HES dışındaki yenilenebilir enerji yatırımlarına ve enerji verimliliği yatırımlarına sağlanabilecek kaynakları arttıracaktır.

10. Türkiye’de özellikle son yıllarda HES’lerin sayısının arttığı göz önünde bulundurulduğunda, HES’lerin potansiyel kümülatif etkileri önemli bir konudur. Türkiye’deki mevcut mevzuat HES’ler için kümülatif etki değerlendirmelerinin yapılmasını gerektirmemekle birlikte, Hükümet, Borçlular ve Dünya Bankası bu konunun öneminin farkındadır. Dolayısıyla, Proje’de yapılan son yeniden yapılandırmada,  alt projelerin çevresel ve sosyal değerlendirmelerinin ve uygulamalarının geliştirilmesi için bazı değişiklikler getirilmiştir. Yeniden yapılandırılan Proje ve önerilen ilave kredi kapsamında gelecekte yapılacak tüm HES yatırımları, kümülatif etki potansiyelinin olup olmadığının tespiti için bir taramadan geçirilecek ve böyle bir potansiyel varsa kümülatif etki değerlendirmesi gerçekleştirilecektir.

11. Kümülatif etki değerlendirme Türkiye’de yeni bir politika geliştirme alanıdır ve Dünya Bankası Türkiye’nin politika ve uygulamalarının güçlendirilebilmesi için Hükümet’e bu konuda yardım sağlanması gerektiğini düşünmüştür. İlk adım olarak, Mayıs 2011’de Dünya Bankası ulusal bakanlıkların, Türkiye’deki finansal kuruluşların, uluslararası finansal kuruluşların ve sivil toplum kuruluşların katıldığı kümülatif etki değerlendirmesine ilişkin uluslararası uygulamalar konulu bir çalıştay düzenlemiştir. Dünya Bankası nehir havzası yönetimi ile ilgili olarak devam eden teknik yardım programı yoluyla Hükümet’e bu konuda yardım sağlamaya devam edecektir.

12. Projeye ilişkin bilgilerin kamuoyuna açıklanması ile ilgili olarak, Berne Deklarasyonu raporu, Proje kapsamındaki iki Borçlunun Türkiye’deki bankacılık düzenlemeleri kapsamında yer alan gizlilik gereklilikleri sebebiyle proje uygulamasına ilişkin ayrıntılı bilgileri kamuoyuna açıklayamadığını belirtmektedir. Birçok ülkede bankacılık işlemleri ile ilgili sıkı gizlilik kuralları olduğunu kabul etmekle birlikte, Dünya Bankası münferit alt projeler ile ilgili bilgilerin alt proje uygulaması sırasında kamuoyuna açıklanmasının önemli olduğunu düşünmektedir. Bu bakımdan, yeniden yapılandırılan Proje ve önerilen ilave kredi kapsamında, Borçlular yeni yatırımların sponsorlarından  alt projelerin yerleri ve yapısı, yatırımların kapasitesi ve inşaat başlangıç ve bitiş tarihleri  ile ilgili bilgileri sunmalarını ve bunları kamuoyuna açıklamayı kabul etmelerini isteyecektir.

13. Son olarak, Proje ile ilgili yaptıkları araştırmadan ve hazırladıkları bu faydalı rapordan dolayı Berne Deklarasyonu’na bir kez daha teşekkür ediyoruz. Berne Deklarasyonu heyetini ağırlama fırsatına sahip olduğumuz için memnuniyet duyuyoruz ve gelecekte bu fırsata tekrar sahip olmayı diliyoruz.

_______________________________________________

1 Aralarında Temiz Teknoloji Fonu’nun da (CTF) yer aldığı İklim Yatırım Fonları (CIF), faydalanıcı ve donör ülkelerin eşit ölçüde temsil edildiği bir Vakıf Fonu komitesi tarafından yönetilen çok paydaşlı  fonlardır. Dünya Bankası fonun mütevellisi konumundadır ve aynı zamanda beş bölgesel kalkınma bankası ile birlikte uygulayıcı kuruluşlardan birisidir. CIF yönetişim çerçevesi, sivil toplum kuruluşlarından gelen gözlemcileri de içermektedir.
2 1 Mayıs 2009 tarihli Proje Değerlendirme Dokümanına bakınız.
3 02 Nisan 2011 tarihli “Uygulama Durumu ve Sonuçları Raporuna”.
4 30 Eylül 2011 tarihli “Proje Yeniden Yapılandırma Belgesine”. Burada belirtilen hedef veriler sadece mevcut Proje için geçerlidir, önerilen ilave kredi kapsamında beklenebilecek artışları içermemektedir.
5 1 Mayıs 2009 tarihli Proje Değerlendirme Dokümanına bakınız.
6 30 Eylül 2011 tarihli “Proje Yeniden Yapılandırma Belgesine”. Burada belirtilen hedef veriler sadece mevcut Proje için geçerlidir, önerilen ilave kredi kapsamında beklenebilecek artışları içermemektedir.
7 30 Eylül 2011 tarihli “Proje Yeniden Yapılandırma Belgesine”.

KAYNAKLAR



Api
Api