Skip to Main Navigation
publication 08 Mart 2022

Ülke Ekonomik Memorandumu: Türkiye’de Büyüme için Küresel Değer Zincirlerinden Yararlanmak

Küresel Değer Zincirleri, küresel ekonomik organizasyonun temel bir parçası haline geldi ve ülkelere dış talebe erişim ve işletmeler arası verimlilik kazanımları ile gelişme fırsatları sunuyor.

World Bank Group


Küresel Değer Zincirleri küresel ekonomik yapının temel bir parçası haline gelmiştir ve ülkelerin dış talebe erişim sağlamaları ve işletmeler arası verimlilik artışları yoluyla gelişmelerine yönelik fırsatlar sunmaktadır.

Türkiye 2000’li yıllarda gerçekleştirilen ekonomik reformların doğrudan yabancı yatırımların (DYY) yolunu açması, küresel değer zincirlerinin (KDZ) genişlemesi ve verimliliğin artması ile birlikte 2000’li yıllarda olağanüstü bir büyüme performansı kaydetmiştir.   

2001 ile 2017 yılları arasında, Türkiye’de kişi başına düşen gelir reel bazda iki katına, cari dolar bazında ise üç katına çıkmıştır.  Türkiye 2000’li yılların başlarında alt orta gelirli (AOG) ülke sınıfında iken, 2014 itibariyle neredeyse üst gelirli ülke statüsüne ulaşacak bir dönüşüm yaşamıştır.

Bu büyüme deneyiminde, artan doğrudan yabancı yatırımların ve ihracatın yanı sıra küresel değer zincirleri ile entegrasyon da kilit bir rol oynamıştır. OECD verileri söz konusu dönemde ihracatın sadece artış kaydetmediğini, aynı zamanda küresel değer zincirlerinin giderek daha büyük bir parçasını oluşturduğunu göstermiştir.


Bir küresel değer zinciri, ülkeler arasındaki üretim zincirini parçalara ayırır. Şirketler belirli bir alanda uzmanlaşır ve ürünün tamamını üretmez.

Temel Bulgular:

  • Küresel değer zincirlerine katılımdaki artış,  ihracattan elde edilen katma değerdeki artışla paralel bir şekilde ilerlemiştir. Ancak Türkiye’nin küresel değer zincirlerine katılımı nispeten düşük düzeyde kalmıştır, ürünlerinin sofistikasyon düzeyi düşüktür ve yenilikçilik kazanımları sınırlıdır.
  • Türkiye’deki KDZ ihracatçıları oldukça verimli ve büyük işverenlerdir; her biri ortalama yerli şirketlere göre dört kat daha fazla işçi çalıştırmaktadır ve iki kat daha verimlidir. Yerli küresel değer zincirleri genişlemiştir ancak verimlilik artışları sağlamak için KDZ tedarikçilerinin elde edebileceği daha fazla başarı bulunmaktadır.
  • Türkiye ihracat ve KDZ için yüksek bir potansiyele sahiptir. İhracat miktarı büyük olsa da,  halen potansiyelin yüzde 50 altındadır ve yüksek teknoloji ürünleri ve KDZ'ler özellikle umut vericidir.
  • KDZ artışını kolaylaştırmak için, Türkiye'nin küresel olarak piyasa erişimini iyileştirmesi ve özellikle hizmet ticaretinin önündeki engelleri azaltarak AB gibi büyük ortaklarla ekonomik entegrasyonu derinleştirmesi gerekmektedir.
  • Genellikle KDZ bağlantılı doğrudan yabancı yatırımların sonucunda ortaya çıkan lider şirketler, KDZ katılımını ve verimliliği artıran şirket ilişkilerini artırmada kilit rol oynarlar. Ancak DYY, bu etkileri yaygınlaştırmak için gereken seviyelerin çok altındadır.
  • Ekonomik ve regülatif istikrarın sağlamlaştırılması ve işletmelere yönelik kararlı ve istişareye dayalı bir yaklaşım, doğrudan yabancı yatırımları ve diğer KDZ bağlantılı yatırımları arttırabilir ve küresel değer zincirlerini geliştirici etkileri yaygınlaştırabilir.
  • Küresel değer zincirleri yurt içine de uzanırlar ve daha fazla istihdam yaratarak yerli şirketlerin verimliliğini yükseltirler. Ancak piyasa aksaklıkları ve insan sermayesindeki eksiklikler şirketlerin KDZ’lere katılma yeteneklerini kısıtlar.
  • Bu hususta kamu politikaları yardımcı olabilir – piyasa bilgilerinin sağlanması, şirket yeteneklerinin geliştirilmesine destek sağlanması, işgücünün geliştirilmesi ve finansmana erişim çerçevelerinin iyileştirilmesi. Ancak ithalat engelleri, yerlileştirme çabaları ve teşvikler gibi piyasa bozucu önlemler, Türkiye’nin değer zincirinde yükseldiği bir süreçte daha az etkili önlemlerdir ve bunlar büyümeye zarar verici sonuçlar bile doğurabilirler.
  • Giderek artan sayıdaki coğrafi bölgede, küresel değer zincirlerinin büyümesi ile istihdam sonuçlarının iyileşmesi arasında bir ilişki bulunmuştur. Ancak faaliyet halen büyük merkezlerde yoğunlaşmaktadır ve kadınlar yetersiz temsil edilmektedir; bunlar potansiyelin tam olarak kullanılmasını engellemektedir.
  • Türkiye’nin KDZ’lerinden bazıları büyük bir karbon ayak izine sahiptir ve bu durum çevresel ve ekonomik riskler oluşturmaktadır.
  • Daha az gelişmiş coğrafi bölgelerde ekonomik altyapının ve işgücü becerilerinin iyileştirilmesi, kadın istihdamının önündeki kısıtların ortadan kaldırılması ve yeşil dönüşümün desteklenmesi, KDZ’lerin sosyal faydalarını daha da arttıracaktır.