BAŞ MAKALE

Tanıtım Turu Türkiye Durağı: “Büyümenin Altın Kuralı” ile ilgili yeni Avrupa ve Orta Asya Bölge Raporunun Yeni Ülke Direktörünün Katılımı ile Birlikte Gerçekleştirilen Ankara Tanıtımı

01 Şubat 2012 Çarşamba


Image


Brüksel, Frankfurt ve Berlin'den sonra, yeni yayınlanan "Büyümenin Altın Kuralı: Avrupa Ekonomik Modeline Görkemin Yeniden Kazandırılması" başlıklı Avrupa ve Orta Asya bölge raporunun yeni tanıtım durağı Ankara oldu. 1 Şubat 2012 tarihinde raporun başyazarları Indermit Gill ve Martin Raiser Türk dinleyicilere raporun bulgularının bir sunumunu gerçekleştirdiler. Hazine Müsteşarlığı ile birlikte gerçekleştirilen etkinliğe kamu kurumlarından, akademik kuruluşlardan, iki taraflı kuruluşlardan ve diplomatik temsilciliklerden yaklaşık 100 kişi katıldı. Tanıtım toplantısı aynı zamanda Dünya Bankası'nın yeni Türkiye Ülke Direktörü Martin Raiser'in Türkiye'de ilk kez kamuoyunun önüne çıkması için bir vesile oluşturdu.

Hazine Müsteşarı İbrahim Çanakcı yaptığı açılış konuşmasında Dünya Bankası'nın çalışmasını memnuniyetle karşıladığını belirtti ve raporun Avrupa'nın bir kriz içerisinde olduğu bir dönemde yayınlanması bakımından zamanlamasına vurgu yaparak politika yapıcılar için önemli bir referans kaynağı olacağını söyledi. Çanakcı sözlerine şöyle devam etti: "Avrupa Türkiye için oldukça önemli bir bölge. Ticaretimizin neredeyse yarısı ve hizmet ihracatımızın önemli bir bölümü Avrupa ile gerçekleşiyor. Dolayısıyla, Avrupa'nın yeniden istikrar kazanması ve tekrar büyümeye başlaması bizim için çok önemli."

Dünya Bankası'nın yeni Türkiye Ülke Direktörü ve raporun eş yazarlarından Martin Raiser raporun arka planını tanıttı ve raporun Türkiye'nin kendi büyüme beklentileri ve zorlukları ile nasıl ilişkilendirileceği ile ilgili görüşlerini sundu. Özellikle, rapor son ekonomik sorunlara rağmen Avrupa ile entegrasyonun potansiyel faydaları ile ilgili teşvik edici görüşler sunuyor. Avrupa'da büyüme ile ilgili uzun vadeli bir bakış ortaya konularak son yirmi yıl üzerinde özellikle duruluyor ve önümüzdeki on yıllarda zenginliğin devam ettirilebilmesi için nelerin yapılması gerektiği ele alınıyor. Raporda Avrupa büyüme modelinin altı temel bileşeni değerlendiriliyor: ticaret, finans, işletmeler, yenilikçilik, işgücü ve kamu sektörü.


" Dolayısıyla, Avrupa'nın, kamu sektörünün ve işgücü piyasalarının daha iyi işlemesi için birçok değişiklik yapması, işletmelerde yenilikçiliği ve üretkenlik artışını geliştirmesi için daha az değişiklik yapması ve finans ve ticaret alanlarında reform için daha da az değişiklik yapması gerekiyor "

Indermit Gill

Avrupa ve Orta Asya Bölgesi Baş Ekonomisti

Avrupa ve Orta Asya Bölgesi Baş Ekonomisti ve raporun eş yazarlarından Indermit Gill de rapor ile ilgili ana sunumu gerçekleştirdi. Raporun temel bulgularını belirten Indermit Gill, Avrupa'daki çoğu ülkenin ticaret ve finans konusunda iyi olduğunu, çoğu ülkenin işletme yenilikçilik konusunda iyi olduğunu, ancak işgücü ve kamu sektörü bakımından iyi olan ülke sayısının çok az olduğunu belirtti ve sözlerine şöyle devam etti: "Dolayısıyla, Avrupa'nın, kamu sektörünün ve işgücü piyasalarının daha iyi işlemesi için birçok değişiklik yapması, işletmelerde yenilikçiliği ve üretkenlik artışını geliştirmesi için daha az değişiklik yapması ve finans ve ticaret alanlarında reform için daha da az değişiklik yapması gerekiyor". Indermit Gill üretimin durması, nüfusların azalması ve sürdürülebilir olmayan mali dengesizlikler gibi birçok faktörün değişikliği acil hale getirdiğini belirtti ve ekledi: "Avrupa'nın yoksul ülkeleri içine alıp yüksek gelirli ekonomiler haline gelmelerine yardımcı olan bir ‘yakınsama makinesi' icat ettiğini söylemek abartılı olmayacaktır."

Raporda, Avrupa'nın büyüme modelini yeniden canlandırılması için üç ayrı tavsiyede bulunuluyor: daha yoksul ülkelerin yüksek gelirli ekonomiler haline gelmesine olanak tanıyan yakınsama makinesinin yeniden çalıştırılması; dünya nüfusunun onda birini barındıran kıtanın küresel ekonomik çıktının üçte birine sahip olmasını sağlayan "Avrupa markasının" yeniden oluşturulması; ve dünyanın en yüksek yaşam kalitesine sahip bölgesi olarak "yaşam tarzı süper gücü" konumunu sürdürebilmesi için neler yapılması gerektiğinin yeniden değerlendirilmesi. Bu tavsiyelerin hepsi, ekonomik büyümelerinin daha iyi olmasını, en fazla yardıma ihtiyaç duyan gruplara karşı daha hassas olmasını, daha akılcı olmasını ve çevreye tamamen saygılı olmasını isteyen Avrupalıların ‘altın' ideallerini dikkate almaktadır.

Tartışma oturumunda bulguların Türkiye için anlamlılığı; Avrupa'daki krizin dış finansmana olan bağımlılığı göz önüne alındığında Türkiye üzerindeki olası etkileri; ve kültürel faktörlerin ve kurumların ekonomik büyümedeki rolü ile ilgili daha geniş sorular üzerinde duruldu. Son soru ile ilgili olarak, Raiser Avrupa genelinde kamu sektörlerinin etkililiği bakımından gözlenen önemli farklılıkları vurgulayarak bunun kamu idaresinin kalitesi ve devlet kurumlarına duyulan güvenin seviyesi gibi daha derin kurumsal faktörler ile ilişkilendirilebileceğini belirtti. İyi yönetişimin açık bir şekilde ekonomik performanstaki farklılıkları açıklayan önemli bir faktör olduğunu ve Avrupa çapındaki farklılıkların bu görüş ile tutarlı olduğunu belirtti. Raiser ayrıca Avrupa'da dış finansman ile ekonomik büyüme arasındaki güçlü olumlu ilişki karşısında, yüksek cari açıklar ile ilişkili makroekonomik riskler hakkında bazı yorumlarda bulundu. Raiser şunları kaydetti: "Cari açıklar yatırım ve yurt içi tasarrufların dengesini yansıtır. Eğer dışarıdan sermaye girişi daha fazla yatırımı finanse ediyorsa, bu üretkenliği arttıracak ve sürdürülebilir büyüme ve yakınsamayı teşvik edecektir. Ancak Türkiye'de dış dengelerdeki bozulmanın bir bölümü yurt içi tasarruflardaki hızlı düşüşten kaynaklanmıştır. Bu açıdan bakıldığında, Türkiye açık bir şekilde endişe duymalı ve rekabetçiliği arttırmaya ve yatırım ortamını iyileştirmeye yönelik önlemler almalıdır."

Raporun sunulmasının ardından gerçekleştirilen soru-cevap oturumunda, raporun zamanlamasına ve anlamlılığına bir kez daha vurgu yapıldı ve Türk dinleyicilerin Avrupa'daki gelişmelere olan ilgisi ve Avrupa'nın Türkiye gibi yükselen yüksek gelirli ekonomilerden çıkardığı daha geniş çerçevedeki dersler ön plana çıktı.


Api
Api