Ancak her dört gelişmekte olan ekonomiden biri 2019 yılına göre daha yoksul durumda
WASHINGTON, 13 Ocak 2026 — Dünya Bankası’nın son Küresel Ekonomik Beklentiler raporuna göre, küresel ekonomi devam etmekte olan ticaret gerilimlerine ve politika belirsizliklerine rağmen öngörülenden daha fazla dirençlilik gösteriyor. Önümüzdeki iki yıl boyunca küresel büyümenin geniş anlamda istikrarlı bir seyir izlemesi, Haziran ayındaki tahminlere göre yukarı yönlü bir revizyon ile 2026 yılında yüzde 2,6, 2027 yılında ise yüzde 2,7 büyümesi beklenmektedir.
Bu dirençlilik 2026 tahminindeki yukarı yönlü revizyonun yaklaşık üçte ikisini oluşturan Amerika Birleşik Devletleri’nde olmak üzere beklenenden iyi büyümeyi yansıtmaktadır. Bu durumda bile, bu tahminlerin doğru gerçekleşmesi halinde, 2020’li yıllar 1960’lı yıllardan bu yana en zayıf küresel büyümenin gerçekleştiği on yıllık dönem olma yolunda ilerlemektedir. Rapora göre, bu durgun büyüme hızı dünya genelinde yaşam standartları arasındaki açığı genişletmektedir: 2025 sonu itibariyle, gelişmiş ekonomilerin neredeyse tamamında kişi başına düşen gelir 2019 seviyelerini aşarken, gelişmekte olan ekonomilerin yaklaşık dörtte birinde kişi başına düşen gelir daha düşük gerçekleşmiştir.
2025 yılında büyüme, politika değişiklikleri öncesinde yaşanan ticaret artışı ve küresel tedarik zincirlerindeki hızlı yeniden düzenlemelerle desteklenmiştir. Bu desteklerin, 2026 yılında ticaretin ve iç talebin gevşemesi ile birlikte azalması bekleniyor. Ancak, rapora göre, rahatlayan küresel finansal koşullar ve birçok büyük ekonomideki mali genişleme, yavaşlamaya karşı tampon etkisi yaratmaya yardımcı olacaktır. Daha yumuşak işgücü piyasalarının ve düşük enerji fiyatlarının bir yansıması olarak, küresel enflasyonun 2026 yılında yüzde 2,6'ya gerilemesi öngörülmektedir. Ticaret akışlarındaki düzeltmeler ve politika belirsizliklerindeki azalmalar ile birlikte büyümenin 2027 yılında hızlanması beklenmektedir.
Dünya Bankası Grubu Baş Ekonomisti ve Kalkınma Ekonomisinden Sorumlu Başkan Yardımcısı Indermit Gill raporun yayınlanması vesilesiyle ilgili olarak şunları belirtti: “Her geçen yıl, küresel ekonominin büyümeyi sağlama yeteneği azalmaktadır ve politika belirsizliklerine karşı daha dirençli hale geldiği görülmektedir. Ancak ekonomik dinamizm ve dirençlilik, kamu maliyesi ve kredi piyasalarına kırılım olmaksızın uzun süre birbirinden ayrılamaz. Önümüzdeki yıllarda, dünya ekonomisinin, sorunlu 1990'lı yıllara göre daha yavaş büyümesi ve rekor seviyelerde kamu ve özel sektör borcunun devam etmesi beklenmektedir. Durgunluğu ve işsizliği önlemek için, gelişmekte olan ve gelişmiş ekonomilerdeki hükümetlerin, özel sektör yatırımını ve ticareti agresif bir şekilde serbestleştirmeleri, kamu tüketimini dizginlemeleri ve yeni teknolojilere ve eğitime yatırım yapmaları gerekmektedir.”
Gelişmekte olan ekonomilerde 2025 yılında yüzde 4,2 olarak gerçekleşen büyümenin 2026 yılında yüzde 4’e düşmesi, 2027 yılında ise ticaret gerilimlerinin hafiflemesi, emtia fiyatlarının istikrara kavuşması, finansal koşulların iyileşmesi ve yatırım akışlarının güçlenmesi ile birlikte yüzde 4,1’e çıkması beklenmektedir. Düşük gelirli ülkelerde, güçlenen iç talebin, toparlanan ihracatın ve düşen enflasyonun desteği ile 2026-2027 döneminde büyümenin ortalama yüzde 5,6’ya ulaşarak daha yüksek gerçekleşmesi beklenmektedir. Ancak bu, gelişmekte olan ve gelişmiş ekonomiler arasındaki gelir farkını azaltmak için yeterli olmayacaktır. Gelişmekte olan ekonomilerde kişi başına gelir artışının 2026 yılında %3 olacağı tahmin edilmektedir; bu oran 2000-2019 ortalamasının yaklaşık bir puan altındadır. Bu hızla ilerlendiğinde, gelişmekte olan ekonomilerdeki kişi başına düşen gelirin, gelişmiş ekonomilerdeki seviyenin sadece yüzde 12'si kadar olması beklenmektedir.
Bu eğilimler, önümüzdeki on yıllık dönemde 1,2 milyar gencin çalışma çağına ulaşacağı gelişmekte olan ekonomilerin karşı karşıya olduğu istihdam yaratma sorununu daha da yoğunlaştırabilir. İstihdam sorununu aşabilmek için, üç temel üzerine kurulu kapsamlı bir politika çabası gerekecektir. Bunlardan birincisi, üretkenliği ve istihdam edilebilirliği artırmaya yönelik fiziksel, dijital ve beşeri sermayeyi güçlendirmektir. İkincisi, şirketlerin büyüyebilmesi için politika güvenilirliğini ve düzenleyici belirliliği arttırarak iş ortamını iyileştirmektir. Üçüncüsü ise, yatırımı desteklemek için özel sermayeyi uygun ölçekte harekete geçirmektir. Bu önlemler birlikte, iş yaratmayı daha üretken ve kayıtlı istihdama doğru kaydırmaya, gelir artışını ve yoksulluğun azaltılmasını desteklemeye yardımcı olabilir.
Ayrıca, gelişmekte olan ekonomilerin, son yıllarda bir biri ardına gelen şoklar, artan kalkınma ihtiyaçları ve yükselen borç servisi maliyetleri nedeniyle aşınmış olan mali sürdürülebilirliklerini güçlendirmeleri gerekmektedir. Raporun özel bir bölümünde, gelişmekte olan ekonomiler tarafından kamu maliyesinin yönetilmesine yardımcı olmak için kamu borçlanmasına ve harcamalarına net sınırlar getiren mali kuralların kullanılmasına ilişkin kapsamlı bir analiz sunulmaktadır. Bu kurallar genellikle daha güçlü büyüme, daha yüksek özel sektör yatırımı, daha istikrarlı finansal sektörler ve dış şoklarla başa çıkma kapasitesinde artış ile ilişkilidir.
Dünya Bankası Grubu Yardımcı Baş Ekonomisti ve Beklentiler Grubu Direktörü Ayhan Köse “Yükselen ve gelişmekte olan ekonomilerde kamu borcunun yarım yüzyıldan uzun bir süredir en yüksek seviyesine ulaştığı bir ortamda, mali güvenilirliğin yeniden tesis edilmesi acil bir öncelik haline gelmiştir. İyi tasarlanmış mali kurallar, hükümetlerin borçlarını dengede tutmalarına, politika tamponlarını yeniden oluşturmalarına ve şoklara karşı daha etkili müdahalelerde bulunmalarına yardımcı olabilir. Ancak kurallar tek başına yeterli değildir: mali kuralların istikrar ve büyüme sağlayıp sağlamayacağının nihai belirleyicileri güvenilirlik, uygulama ve siyasi kararlılıktır.”
Gelişmekte olan ekonomilerin yarısından fazlasında şu anda en az bir mali kural mevcuttur. Bunlar arasında mali açığa, kamu borcuna ve kamu harcamalarına ilişkin sınırlamalar veya gelir tahsilatı ile ilgili kurallar yer alabilir. Mali kuralları benimseyen gelişmekte olan ekonomiler tipik olarak faiz ödemeleri ve iş döngüsünün iniş çıkışları hesaba katıldıktan sonra, beş yıl sonra bütçe dengelerinde GSYH'nın yüzde 1,4'ü oranında bir iyileşme kaydetmektedirler. Mali kuralların kullanılması ayrıca bütçe dengelerinde çok yıllık bir iyileşme olasılığında yüzdelik bazda 9 puanlık bir atış sağlamaktadır. Bununla birlikte, rapor, mali kuralların orta ve uzun vadeli faydalarının büyük ölçüde kurumların gücüne, kuralların nasıl bir ekonomik bağlamda uygulama konulduğuna ve kuralların nasıl tasarlandığına bağlı olduğunu ortaya koymaktadır.
- Raporun tamamını indirmek için https://www.worldbank.org/gep linkini tıklayınız (13 Ocak 2026 günü Washington, DC saati ile 09:30 itibariyle ulaşılabilecektir.)
- Büyüme verilerini indirmek için tıklayınız
- Grafikleri indirmek için tıklayınız
Bölgesel Görünümler:
Doğu Asya ve Pasifik: Büyümenin 2026 yılında yüzde 4,4’e, 2027 yılında ise yüzde 4,3’e yavaşlaması beklenmektedir. Daha fazla bilgi için, bakınız bölgesel genel bakış.
Avrupa ve Orta Asya: Büyümenin 2026 yılında yüzde 2,4 ile geçtiğimiz yıl ile aynı seviyede kalması, 2027 yılında ise güçlenerek yüzde 2,7’ye ulaşması beklenmektedir. Daha fazla bilgi için, bakınız bölgesel genel bakış.
Latin Amerika ve Karayipler: Büyüme hızının güçlenerek 2026 yılında yüzde 2,3’e, 2027 yılında ise yüzde 2,6’ya yükselmesi beklenmektedir. Daha fazla bilgi için, bakınız bölgesel genel bakış.
Orta Doğu, Kuzey Afrika, Afganistan ve Pakistan: Büyüme hızının güçlenerek 2026 yılında yüzde 3,6’ya, 2027 yılında ise yüzde 3,9’a yükselmesi beklenmektedir. Daha fazla bilgi için, bakınız bölgesel genel bakış.
Güney Asya: Büyüme hızının 2026 yılında zayıflayarak yüzde 6,2’e düşmesi, 2027 yılında ise toparlanarak yüzde 6,5’e yükselmesi beklenmektedir. Daha fazla bilgi için, bakınız bölgesel genel bakış.
Sahra Altı Afrika: Büyüme hızının 2026 yılında yüzde 4,3’e, 2027 yılında ise yüzde 4,5’e yükselmesi beklenmektedir. Daha fazla bilgi için, bakınız bölgesel genel bakış.
İletişim: Dünya Bankası Medya İlişkileri Bölümü: +1 (202) 473 7660, press@worldbank.org
Web Sitesi: https://www.worldbank.org
Facebook: https://www.facebook.com/worldbank
X/Twitter: https://x.com/worldbank
YouTube: https://youtube.com/worldbank