Learn how the World Bank Group is helping countries with COVID-19 (coronavirus). Find Out

BASIN BÜLTENİ

Dünya Bankası: İyileşen İhracat Sayesinde 2017 Yılında Türkiye’de Büyüme Toparlanacak

02 Şubat 2017 Perşembe


Ankara, 2 Şubat 2017 - Dünya Bankası, her üç ayda bir Türkiye’ye ilişkin kilit makroekonomik göstergeler hakkında Dünya Bankası tahminlerinin sunulduğu ve son ekonomik gelişmeler üzerine odaklanan Türkiye Düzenli Ekonomi Notu’nun (TREN) [i]  yeni sayısını bugün yayınladı. Banka dördüncü çeyrekteki toparlanmanın daha önce öngörülenden daha zayıf çıkması sebebiyle 2016 yılına ilişkin büyüme tahminini yüzde 2,1 olarak revize etti. 2017 yılında ise, iyileşen net ihracat sayesinde Türkiye’nin büyüme performansının toparlanarak yüzde 2,7’ye yükselmesi bekleniyor.

Dünya Bankası Türkiye Ülke Direktörü Johannes Zutt konu ile ilgili olarak şunları söyledi: “2017 yılında büyümenin sürükleyici etkenlerinin büyük ölçüde kamu harcamaları ve net ihracat, daha küçük ölçüde ise özel tüketim ve yatırımlar olmasını bekliyoruz. AB’de güçlenen büyüme, ihracatın artmasına yardımcı olurken, cansız özel talep ithalat artışını sınırlayacaktır.”

Not’a göre, Türkiye ekonomisi geçici siyasi çalkantılar ve azalan turizm gelirleri karşısında üçüncü çeyrekte daralmıştır. Mevsim etkisinden arındırılmış GSYH üçüncü çeyrekte bir önceki çeyreğe göre yüzde 2,7 küçülmüştür ve böylelikle başarısız darbe girişimi ve sonrasındaki azalan tüketici ve işletme güveni ile azalan turizm gelirleri sebebiyle Mart 2009’dan bu yana en büyük düşüş kaydedilmiştir.[ii]

İç ve dış faktörler sebebiyle dördüncü çeyrekte tahvil piyasasından portföy çıkışları hızlanmıştır.  ABD başkanlık seçimlerinden çıkan sürpriz sonuç ve ABD Merkez Bankası’nın (FED) faiz oranlarını daha önce tahmin edilenden daha hızlı artıracağı öngörüsü küresel risk iştahını azaltmış ve gelişmekte olan ülkelerden çıkışları tetiklemiştir.  Yavaşlayan GSYH artışı, yükselen enflasyon ve artan cari açık yatırımcıların endişelerini daha da artırırken, Merkez Bankası’nın eylemleri beklentilerin gerisinde kalmaktadır.  

Banka’nın analizinde ayrıca bankacılık sektörü çevirme oranının Haziran ayından bu yana düşmekte olduğunun altı çizilmektedir. 12 aylık bankacılık sektörü çevirme oranı Haziran ayında yüzde 187 iken, yabancı bankaların Türk bankalarına kredi vermede daha temkinli davranmaya başlaması ve Türk bankaların dış finansman talebinin azalması ile birlikte Kasım itibariyle yüzde 111’e düşmüştür. 

Dünya Bankası Türkiye Ofisi Ekonomisti Ayberk Yılmaz’ın bu konudaki görüşleri şöyle: “Bankalar verdikleri kredilerde yurt dışından temin etikleri kredilere ağır bir şekilde bağımlı olduklarından dolayı, bu eğilimin devam etmesi yurt içi piyasada kredi artışının yavaşlaması anlamına gelebilir. Anlamlı bir faiz artışı Merkez Bankası’na duyulan güveni artırarak, kurdaki değer kaybı eğilimini durdurabilir ve fiyat istikrarı ile finansal istikrarı koruyabilir.”

Dünya Bankası’nın Türkiye’deki çalışmaları 2012-2016 dönemini kapsayan ortak Ülke İşbirliği Stratejisi’ne (CPS) dayanmaktadır. CPS, beş yıllık dönemde sağlanması öngörülen 6,45 milyar dolarlık finansman, politika analizleri ve danışmanlık hizmetleri yoluyla Türkiye’nin yüksek gelirli ülke statüsüne geçişini desteklemeyi amaçlamaktadır. CPS’in başlıca amaçları arasında rekabet gücünün ve istihdamın artırılması, eşitliğin ve kamu hizmetlerinin iyileştirilmesi ve sürdürülebilir kalkınmanın derinleştirilmesi yer almaktadır. Dünya Bankası’nın Türkiye ile olan işbirliği daha geniş bir uluslararası kitle ile bilgi ve deneyim paylaşımını da kapsayacak şekilde gelişmektedir. 2017-2021 dönemini kapsayacak yeni bir Ülke İşbirliği Çerçevesi’nin (CPF) hazırlık çalışmaları devam etmektedir.

--------------------------------------------

[i] Türkiye Düzenli Ekonomi Notu Türkiye’deki ekonomik gelişmeleri değerlendiren ve temel makroekonomik değişkenler hakkında Dünya Bankası'nın tahminlerini sunan kısa bir bilgi notudur. Bilgi notunun yakın geçmişe odaklandığı düşünüldüğünde, mevsim etkisinden arındırılmış çeyrekten çeyreğe (veya 3 aylık) değişiklikleri bildirmektedir. Yıllık bazdaki oranlar çok daha az oynak olmakla birlikte, çeyrek bazındaki büyüme oranlarını kullanmanın temel avantajı bir resesyonun sona ermesi veya büyüme döneminin başlaması gibi ekonomideki dönüm noktalarını tespit etmenin daha kolay olmasıdır.

[ii] TÜİK, metodolojiyi AB ve BM standartları ile uyumlaştırmak amacıyla GSYH serisini kısa süre önce revize etmiştir. Analizimizde yeni GSYH serisi esas alınmıştır.

 

Medya İletişim
Içeri Ankara
Tunya Celasin
tel : +90-312-4598343
tcelasin@worldbank.org
Içeri Washington
Elena Karaban
tel : +1 (202) 473-9277
ekaraban@worldbank.org


BASIN BÜLTENİ NO:
2017/ECA/082

Api
Api