publication 10 Ocak 2019

Türkiye Ekonomik İzleme Raporu: Istikrarı Sağlamak

Image

Mevcut Durum Değerlendirmesi

Son altı aylık dönemde Yükselen Piyasalar ve  Gelişmekte Olan Ekonomiler azalan sermaye akışları, yavaşlayan küresel ticaret ve emtia fiyatlarındaki oynaklık gibi olumsuzluklar ile karşı karşıya kalmışlardır. Türkiye’de, bu faktörlerin yanında  birikmiş makroekonomik dengesizlikler, politika algısındaki zayıflık ve yaşanan uluslararası gerginlikler Lirada değer kaybını ve sermaye çıkışlarını tetiklemiştir.

Piyasadaki oynaklık Ağustos ayından bu yana hafiflemiş ve Liranın tekrar değer kazanmaya başlaması ile birlikte dış dengesizlikler azalmıştır. Ancak Türkiye’nin dış finansal durumu halen kırılgan durumdadır ve piyasadaki risk algıları yüksek düzeydedir. Piyasa oynaklığı aynı zamanda yüksek enflasyon, azalan talep ve arz tarandaki kaydadeğer düzeltmeler yoluyla reel sektörü de etkilemiştir.

Arz yönlü düzeltmeler, kur riskleri dahil olmak üzere artan şirket borçları ile birlikte şirketlerin mali durumu ve likidite ile ilgili endişeleri arttırmıştır. Bunun etkileri sektörler arasında değişkenlik göstermektedir; ticarete konu olmayan sektörler en fazla etkilenirken, ihracatı güçlü olan imalat sektörleri direncini korumaktadır. Şirketlerdekiyükselen finansal stres seviyeleri bankacılık sektörünün kırılganlıklarını daha da arttırmıştır.

Likidite yönetimi, para politikasında sıkılaşma ve şirket borçlarına ilişkin kırılganlıkların ele alınması dahil olmak üzere zamanında alınan politika önlemleri daha sert bir düzeltmenin önlenmesine yardımcı olmuştur.


Geleceğe Bakış

İç ve dış kırılganlıklar göz önüne alındığında, ekonomik görünüm normalde olduğundan daha yüksek seviyede belirsizliklerle karşı karşıyadır. Büyüme hızının 2019 yılında yavaşlayarak yüzde 1,6 ile son on yılın en düşük seviyesine ineceği, sonrasında ise orta vadede kademeli bir  şekilde toparlanacağı tahmin edilmektedir. 2019 yılında özel sektör iç talebinin sert bir şekilde düşmesi, ancak kamu tüketimi ve  dış talebin bunu kısmen dengelemesi beklenmektedir.

Parasal sıkılaşma ve Yeni Ekonomik Programda (YEP) yer alan taahhütler önemli politika düzeltmelerine işaret etmektedir, ancak bu konuda ortaya çıkacak belirsizlikler veya herhangi bir adım atılmaması ekonomiyi daha da güç bir duruma sürükleyebilir. Özel sektörün planlı bir şekilde borçlarını hafifletmesürecinde ilerleme kaydedilmemesi, ekonomideki durumun daha da kötüleşmesine zemin hazırlayabilir.

Öngörülen ekonomik yavaşlama, hanehalkları için çeşitli sıkıntılar ortaya çıkartmaktadır ve bunlardan en kaydadeğer olanı enflasyonun hanehalklarının satın alma gücü üzerindeki etkisidir. Yeni Ekonomik Program, Türkiye’nin ekonomik sorunları ile mücadele etmek için sağlam bir temel sunmaktadır ancak konjonktür karşıtı mali politika için YEP kapsamında halihazırda öngörülenden daha büyük bir role ihtiyaç duyulacaktır.

Destekleyici maliye politikasıyla eşgüdümlü olarak, sıkı bir para politikasına ve hem özel sektörün kademeli borç hafifletme sürecini destekleyen hem de bankacılık sektöründe finansal risk izleme ve yönetim sistemini güçlendiren bir finansal sektör politikasına ihtiyaç duyulacaktır.

Şirket borçları için güçlü bir borç yeniden yapılandırma çerçevesi, borçları hafifletmesürecinin desteklenmesinde kritik öneme sahiptir. Böyle bir çerçevenin olmaması, ekonomide planlı bir yeniden dengeleme sürecini riske atıp sert bir inişe yol açma potansiyeline sahiptir.