Bu sayfa:

BAŞ MAKALE

Birlikte Büyümek – Ekonomik Büyümeyi Türkiye’nin Sağlık Sektöründe Sosyal Kapsayıcılık ile Birleştirmek

18 Aralık 2013 Çarşamba

Sağlık kontrolünde bir hasta. Bolu, Türkiye. 

Öne Çıkanlar
  • Türkiye’deki ekonomik ve sosyal reformlar ülkenin on yıllarca süren ekonomik krizlerden çıkmasına yardımcı olmuştur.
  • Sağlık sektöründeki iyileşmeler on yıldan biraz uzun bir sürede ortalama yaşam süresini arttırmış ve bebek ölüm oranını yüzde elliden fazla düşürmüştür.
  • Düşük ve orta gelirli ülkelerin genel sağlık sigortası sistemini uygularken birbirlerinden dersler çıkarmalarına yardımcı olmak için tasarlanan yeni bir raporda, Türkiye 11 örnek ülke incelemesinden birisi olarak ele alınıyor.

On yıl önce Türkiye uzun bir ekonomik toparlanma ve sosyal kalkınma sürecinin başındaydı. On yıllık bir siyasal istikrarsızlık, zayıf makroekonomik yönetim ve kötü yönetişim döneminin ardından, ülke 21. yüzyıla 1999 yılında yaşanan yıkıcı depremin daha da ağırlaştırdığı derin bir  ekonomik kriz ile girmişti.

Ancak, bu zorluklar ülkeyi daha kötü bir ekonomik ve sosyal düşüş sürecine sürüklemek yerine değişim için bir katalizör işlevi gördü. Günümüze hızlı bir şekilde döndüğümüzde ise tamamen farklı bir tablo görüyoruz. Ülke şu anda dünyanın 18. büyük ekonomisi ve 780 milyar ABD$’dan fazla gayrısafi yurt içi hasılaya (GSYH) ve 2012 yılı itibariyle 8,4 milyar ABD$’lık yabancı doğrudan yatırıma sahip.

Türkiye’nin özellikle ABD$ bazında artan gelir düzeyleri ve iyileşen makroekonomik istikrar bakımından ekonomik başarısı yaygın bir şekilde kabul edilmekle birlikte, Türkiye’nin binyılın başından bu yana sağladığı başarıların daha az bilinen bir boyutu, tüm vatandaşlar için erişimin sağlanması ve sosyal sonuçlarda etkileyici artışların kaydedilmesi üzerinde odaklanan sosyal hizmetlerdeki iyileşmelerdir.

Ülkenin geçtiğimiz on yıllık dönemde adeta dönüştürülen sağlık sektöründe sağlanan  ilerleme,  Türkiye’nin ekonomik kazanımlar elde etme konusundaki yaklaşımının sosyal iyileşmelere nasıl yansıdığının canlı bir örneğini oluşturmaktadır. 2003 yılında yetkililer Sağlıkta Dönüşüm Programını başlattılar. Bu program ,Türkiye’nin sağlık göstergelerini diğer orta gelirli ülkelerin ve Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü  (OECD) ülkelerinin düzeyine getirmek için tasarlanan on yıllık bir sağlık reformu girişimidir. 

Open Quotes

Türkiye örneği finansal kısıtların –bu büyük bir finansal kriz olsa bile- sağlık sigortası kapsamını genişletmede bir katalizör rolü oynayabileceğini göstermiştir. Close Quotes

Jim Yong Kim
Dünya Bankası Grubu Başkanı

Türkiye’nin sağlık alanındaki çabaları ilk aşamada birinci basamak sağlık hizmetlerine öncelik vermiştir  ve temel sağlık hizmetlerine erişimin ve kapsamının genişletilmesi üzerinde odaklanmıştır. Böylelikle, sağlık sigortası kapsamındaki nüfus oranı 2003 yılında yüzde 71 iken 2011’de yüzde 99’a çıkmıştır. Performans teşvikleri ve iyileştirilmiş izleme sistemleri tıbbi hizmetlerin kalitesini yükseltirken aynı zamanda proaktif görevlendirme politikaları ülkenin gelişmiş batı bölgeleri ile daha az gelişmiş doğu bölgeleri arasında sağlık personeli mevcudiyeti bakımından görülen eşitsizlikleri büyük ölçüde azaltmıştır. Bu ve diğer çabaların sonucunda, Türkiye’de ortalama yaşam süresi 2000 ile 2011 yılları arasında kadınlar için 5 yıl uzayarak 78’e, erkekler için de 6 yıl uzayarak 73’e ulaşmıştır. Program ömrü boyunca bebek ölüm oranı yarı yarıya düşmüştür – 2000 yılında 1.000 canlı doğumda 28 iken, 2012’de 12’ye düşmüştür.

Dünya Bankası, aile hekimliği  modelini getiren ve Sağlık Bakanlığı ile Sosyal Güvenlik Kurumu’nun sağlık sigortasının kapsama oranını arttırmasına yardımcı olan  Sağlıkta Geçiş Projesi ve hastane özerkliğinin arttırılmasını, aile hekimliği hizmetlerinin yaygınlaştırılmasını  ve performans yönetimi ve performansa dayalı ödeme girişimlerinin güçlendirilmesini amaçlayan devam etmekte olan Sağlık Sektörünün Yeniden Yapılandırılmasına Destek Projesi yoluyla hükümeti desteklemiştir. 

Genel sağlık sigortası başarısı bakımından dünyadaki başarı öykülerinden biri olarak öne çıkan Türkiye’de yetkililer artık deneyimlerini başka ülkeler  ile paylaşmanın yollarını araştırıyorlar. 6-7 Aralık tarihlerinde Japonya’da düzenlenen Kapsayıcı ve Sürdürülebilir Büyüme için Genel Sağlık Sigortası (UHC) Global Konferansı böyle bir bilgi paylaşımı için mükemmel bir fırsat sunmuş ve Türkiye’deki politika yapıcıları başka ülkelerden –hem başarılı olanlar hem de daha az başarılı olanlar- meslektaşları ile bir araya getirmiştir.

Dünya Bankası Grubu Başkanı Jim Yong Kim, Global Konferansta yaptığı konuşmada şunları vurguladı: “Türkiye’de 2000’li yılların başlarında yaşanan ekonomik kriz önemli kamu reformlarının yapılmasını sağladı ve 2003 Türkiye Sağlıkta Dönüşüm Programının temellerini attı. Programın sonuçları oldukça etkileyici oldu: Bugün Türkiye nüfusunun yüzde 95’ten fazlası resmi sağlık sigortası kapsamında. Program şu anda yüksek düzeyde finansal koruma ve eşitlik sunarken, aynı zamanda yüksek ve yükselmeye devam eden hasta memnuniyet oranları sağlıyor.”

Tokyo UHC konferansı için hazırlanan ve UHC ile ilgili başarıların ve çözülmeyi bekleyen zorlukların karşılaştırıldığı Küresel Sentez: 11 Ülke Örnek İncelemesinden Çıkarılan Dersler başlıklı çalışmada, ülkelerin genel sağlık sigortası yolunda ilerledikleri süreçte, özellikle sağlık hizmetlerinin  zaman içinde kendi taleplerini oluşturduğu göz önüne alındığında, tam bir kapsama oranı sağlanması ve maliyet etkililiğin korunması arasında güç ödünleşimler ile karşılaştıkları ortaya konuluyor.

Türkiye’nin sağlık reformunda elde ettiği başarılar başka ülkeler için uygun bir model oluşturabilir. Ancak günümüzün dinamik bir şekilde değişen dünyasında, Türkiye bu kazanımları ile yetinmemeli,  UHC başarısı sonrasında sağlık faturası yükselen başka ülkelerin deneyimlerinden dersler çıkarmalıdır. Türkiye bu şekilde ekonomik büyümeyi iyileşen sosyal sonuçlar ile birleştirmeye devam edebilir ve kendi yolunu takip edecek başka birçok  gelişmekte olan ülkeye ilham kaynağı oluşturabilir.

Dünya Bankası Grubu Başkanı Kim konuşmasını şu sözlerle tamamladı: “Türkiye örneği finansal kısıtların –bu büyük bir finansal kriz olsa bile- sağlık sigortası kapsamını genişletmede bir katalizör rolü oynayabileceğini göstermiştir.  Banka Grubu bu çabalarını desteklemek için Türkiye Hükümeti ile işbirliği yapmaktan memnuniyet duymuştur.”