BAŞ MAKALE

Türkiye: Yerin Altından Elektrik Üretimi

23 Ocak 2013 Çarşamba


The Private Sector Renewable Energy and Energy Efficiency Project has helped increase privately owned and operated energy production in Turkey from renewable sources - hydro, wind and geothermal.

World Bank Group

Türkiye’nin ürettiği elektriğin yaklaşık yüzde 60’ı fosil yakıtlardan üretiliyor ve ülkenin elektrik üretiminin yüzde 60’ı ithal enerji kaynaklarına bağlı. Türkiye’deki yetkililer ve iş dünyasının önderleri ülkenin istikrarlı ve yerli enerji kaynaklarına ihtiyaç duyduğunu söylüyor.

Dolayısıyla, Dünya Bankası’nın ve Temiz Teknoloji Fonu’nun (CTF) desteği ile, Türkiye Hükümeti ülke genelinde sürdürülebilir enerji için sağlam bir temel oluşturmak için çalışmalar yapıyor. Hazine Müsteşarlığı’ndan Elvan Ongun temiz teknoloji konusunda çalışan kamu yetkililerinden birisi. Ongun  "Türkiye’de bir dönüşüm sağladığımızı ve ilk CTF projesine başladığımızdan bu yana bilinç düzeyinin inanılmaz bir şekilde yükseldiğini düşünüyorum" diyor.

Yerin 1,5 kilometre altında

Aydın’da Dora jeotermal santralleri yerin altından elektrik üretiyor. Dora I ve Dora II jeotermal santralleri isimlerini şirketin sahibinin torunundan alıyor. Dora I ve II, her gün 20.000 hanenin ihtiyacını karşılayacak kadar elektrik üretiyor. Dora jeotermal santralleri yerin 1,5 kilometre altındaki kaynar jeotermal sudan elektrik üretiyor. Bu kaynar su türbinleri çalıştıran yüksek basınçlı gaz üretiyor ve üretilen elektrik Türkiye’nin elektrik şebekesine veriliyor.

Dora jeotermal santrallerinin sahibi bir Türk girişimcisi olan Muharrem Balat. Kendisi şu anda ilk iki santralden daha büyük olan ve yatırım bedeli yaklaşık 77 milyon ABD$ olan Dora III santralini inşa ediyor. Jeotermal enerji şu anda Türkiye’nin toplam elektrik üretimi içinde yüzde 0,3’lük bir paya sahip, ancak Muharrem Balat bu santralleri  torununa bırakacağı önemli bir miras ve Türkiye’nin enerji güvenliğinin önemli bir parçası olarak görüyor.

MB Holding yönetim kurulu başkanı Muharrem Balat sözlerine şöyle devam ediyor: "Jeotermal, Türk işletmelerinin büyük zorluklarla mücadele ederek yatırım yaptığı çok önemli bir kaynak. Önemli, çünkü jeotermal Türkiye’nin ithal enerji kaynaklarına olan bağımlılığını azaltmasına yardımcı olacak."

Dora jeotermal santralleri Türkiye’deki ilk jeotermal santraller, ancak uzmanlar ülkenin dünyadaki en büyük jeotermal enerji üreticisi  olma potansiyeline sahip olduğunu belirtiyor. Şu anda işletmede olan iki Dora jeotermal santrali yıllık 70.000 tonluk sera gazı emisyonu azaltımı sağlıyor.

Dora jeotermal santrallerinin Genel Müdürü Murat Haluk Tüfekçioğlu, "Türkiye’nin ulusal enerji politikasında  yenilenebilir enerjinin önemi göz ardı edilemez. Enerjimizin çoğunu dış piyasalardan temin ediyoruz. Yenilenebilir enerji, enerji arz güvenliği bakımından Türkiye için çok şey ifade ediyor" diyor.

Domatesler için yeterince sıcak

Dora jeotermal santralleri ve bunların ürettiği elektrik daha şimdiden hayatlarını değiştirdi.  Bu sera, iki kilometre uzaklıktaki santrallerden gelen elektrik ile ısıtılıyor. Tipik bir seranın maliyetlerinin yaklaşık yüzde 30’u ısıtma maliyetinden oluşuyor. Aslında domatesler sadece bir yan ürün. Burada çalışan yaklaşık 40 yerel kadın için bu statü, para kazanmak ve özgürlük anlamına geliyor.


" Bu seranın açılmış olmasından dolayı çok memnumum. Müthiş mutluyum. Hayatım tamamen değişti. İstediğim her şeyi istediğim zaman alabiliyorum. İşe koşarak gidiyorum! "

Yasemin Yazgan

Sera İşçisi, Aydın

Yasemin Yazgan yüzünde kocaman bir gülümseme ile "Bu seranın açılmış olmasından dolayı çok memnumun, müthiş mutluyum" diyor ve sözlerine şöyle devam ediyor: “Hayatım tamamen değişti.  İstediğim her şeyi istediğim zaman alabiliyorum. İşe koşarak gidiyorum!"

İş arkadaşı Zeliha Kabacalıoğlu da aynı fikirde: "Kendi paranızı kazanmak ve çocuğunuz için para harcayabilmek çok güzel." Zeliha, kazandığı para ile kızına bir dizüstü bilgisayar almış.